• RestoraTÜRK

  • "Mimari, insan ile varlık arasındaki ilişkiyi düzenleyen disiplindir."

  • RestoraTÜRK

  • RestoraTÜRK

Copyright 2017 - Custom text here

HACI BAYRAM-I VELİ

HACI BAYRAM-I VELİ’NİN HAYATI VE TÜRBESİ

Hacı Bayram-ı Veli herşeyden önce bilim ve tasavvufu birleştirmeyi başarmış bir sufidir. Hacı Bayram-ı Veli‘ye göre toplum iki ana kesime ayrılır: Zenginler ve yoksullar. Bu iki grubun arasında köprü kurulması ve yoksulların sosyo ekonomik güvenliğinin sağlanması görevini yaşadığı dönemde Hacı Bayram-ı Veli gerçekleştirmiştir.

Hacı Bayram-ı Veli 15. yüzyılda Anadolu Türk Birliğinin yeniden sağlanmasında en az politik ve askeri güçler kadar etkili olan Anadolu sufilerinin en önemlilerinden biridir. Ankara’nın Solfasol köyünde doğmuştur.

Doğum ve ölüm tarihi kesin olmamakla birlikte kaynaklarda; Doğum tarihi; 14. YY sonları M. 1352-53 - Ölüm tarihi; 15. YY başları M. 1429-30 yıl olarak belirtilir. Asıl ismi Numandır. Babası Koyunlucalı Ahmet, annesi Fatma Hanım'dır. Abdal Murad ve Safiyüddin adlı kendisinden küçük iki kardeşinin olduğu bilinir. Hacı Bayram-ı Veli Hz.’lerinin Solfasol köyünde doğduğu ev restore edilmiş ve ziyaretçilere açılmıştır.



Hacı Bayram-ı Veli’nin doğduğu ev



Ev bir büyük salon ve küçük bir odadan ibarettir. Evdeki eşyalar sonradan dekorasyon amaçlı koyulmuş olup Hacı Bayram-ı Veli Hz.’lerinin kullandığı eşya bulunmamaktadır.


Hacı Bayram-ı Veli’nin doğduğu oda küçük odadır. Buradaki eşyalarda sonradan yerleştirilmiştir.



Hacı Bayram-ı Veli’nin annesine ait türbe

Hacı Bayram-ı Veli Hz.’lerinin annesine ait mezar Ankara Esenboğa yolunda Hasköy Dörtyol mevkiinde Solfasol Köyü'ne dönülen kavşakta T.C Nebahat Taşkın İlköğretim Okulu önünde bulunmaktadır.

Hacı Bayram-ı Veli Hz. çocukluk yıllarından itibaren ciddi bir eğitim almıştır. Bu yılllarda hocasının Şeyh İzzetin ( Şeyh İzzetin Cami ve türbesi Hacı Bayram Caminin buluduğu tepenin doğu alt kısmındadır) olduğu söylenirse de ikisinin yaşamış olduğu zaman dilimi arasındaki elli yıllık fark bu bilginin doğru olmadığı sonucunu ortaya çıkarır. Hacı Bayram-ı Veli gençlik yıllarında medrese eğitimi almış ve bu dönemde Tefsir, Fıkıh, Hadis, Matematik, Felsefe, Arapça, Farsça Edebiyat gibi çeşitli dersleri okumuştur.

Hacı Bayram-ı Veli öğrencilik hayatından sonra Ankara’da Melike Hatun isimli bir hayırseverin yaptırdığı Kara Medrese de müderrislik yapmıştır. Medreseler günümüzün üniversite ve fakülteleridir. Burada ders veren müderrislerin ünvanı günümüzün profesör ünvanıdır.Daha sonra Hacı Bayram-ı Veli Hz.’leri zamanın ünlü din bilgini olan Ebu Hamidüddin Aksarayi ( Somucu Baba ) tarafından Kayseri’ye davet edilir.Bir Halveti şeyhi olan Ebu Hamidüddin ile karşılaşması ilk defa bir kurban bayramı günü olduğu için şeyh kendisine Bayram adını verir.Bugünden sonra Numan ismi yerine Bayram ismini kullanır. Bu ziyaret esnasında Ebu Hamidüddin Hacı Bayram-ı Veli’ye zahir ilminin ve batın ilminin derecelerini ve geleceğini manevi yolla kendisine göstererek ,ikisi arasında bir seçim yapmasını söyler ve kendisini tasavvuf yoluna girmeye, bu yolda öğrencisi olmaya davet eder. Hacı Bayram-ı Veli bu daveti kabul eder ve tasavvuf eğitimine Ebu Hamidüddin nezaretinde başlar. Ardından kesin tarihi bilinmemekle birlikte ( muhtemelen 1394) şeyhi ile birlikte Bursa’ya gider ve orada Çelebi Sultan Mehmet (Yeşil Medrese) medresesinde de müderrislik yapar. 1400 yılında şeyhi ile Bursa’dan ayrılan Hacı Bayram-ı Veli; üç yıl süren Şam, Mekke ve Medine’yi kapsayan hac yolculuğuna çıkarlar. Geri döndüklerinde Ebu Hamidüddin Hazretleri çok yaşlanmıştır ve manevi emanetini Hacı Bayram-ı Veli ‘ye bırakarak 20 Eylül 1412 tarihinde Aksaray’da vefat eder.

Hacı Bayram-ı Veli daha sonra Ankara’ya döner. Artık yalnızca müderris değil, Hamidüddin Aksarayi’nin halifesi ve kendi adıyla anılan Bayramilik tarikatının şeyhidir.Tarikatın eğitiminin yapılması için tekke adı verilen binalara ihtiyaç vardır. Bu tekkeler yenilip içilen, yatılan, ibadet edilen yerlerdir. Yapılan danışmalar sonucunda bugünkü Ulus meydanında yüksekçe bir tepe olan eski hristiyan Ogüst mabedine bitişik şekilde 1415 senesinde Bayramilik tarikatı tekkesinin inşaatına başlanır. Bu tekkenin ilk imamı Hacı Bayram-ı Veli Hz.’nin öğrencisi ve gelecekteki damadı Eşrefoğlu Rumi Hz.’leridir. Bayramilik tarikatı Hacı Bayram-ı Veli Hz.’lerinin profesör olması ve eğitim metodunu güzel uygulaması sonucu kısa zamanda büyük kitlelere ulaşarak yayılır. Bu esnada Akşemseddin Hz.’leri Ankara’ya gelir Hacı Bayram-ı Veli Hz.’lerinin öğrencisi olur.

Bayramilik yaygınlaşırken, Edirne’de Sultan II.Murad Han 1421 yılında tahta geçer. Bu tarikatın çok yaygınlaşması kimi çevrelerde korku ve kuşku uyandırır ve Hacı Bayram-ı Veli Sultan II.Murad’a şikayet edilir. Yakın geçmişte yaşanmış Şeyh Bedrettin isyanı ile kurulan hayali bağlantılar ve spekülatif benzerliklerle de kışkırtmalar yapılır. Sonuçta Hacı Bayram-ı Veli, II.Murad Han tarafından Edirne’ye davet edilir.

Hacı Bayram-ı Veli öğrencisi Akşemseddin’i de yanına alarak Edirne yolculuğuna çıkar. Bu yolculuk esnasında Gelibolu’ya uğrar ve burada Yazıcıoğlu Ahmet ve Muhammed kardeşlerle görüşür onları tasavvufi yola sokar. Sultan daha ilk görüşte Hacı Bayram-ı Veli’den etkilenir ve ihbarın asılsız olduğu anlaşılır. Sultan ve vezirlerle görüşen Hacı Bayram-ı Veli onlara çeşitli tavsiye ve telkinlerde bulunur.Yaklaşık iki ay Edirne’de kalır ve bu esnada Edirne Eski Camiinde halka va’z eder.Hacı Bayram-ı Veli ‘den çok etkilenen Sultan bu büyük veliyi saygı ve sevgi içinde Ankara’ya uğurlar, O’na olan sevgisi sebebiyle müridlerini vergiden affeder.

Hacı Bayram-ı Veli Hz.’leri 1426 yılında tekrar Edirne’ye gider. Bugünkü tarihi Uzunköprü’nün temeli dualarla atılır. 1429 yılında Edirne’ye bir yolculuk daha yapılır.Bu seyahat Hacı Bayram-ı Veli Hz.’lerinin Fatih Sultan Mehmet’i gördüğü son Edirne seyahati olur.Bu görüşme esnasında İstanbul’un Fatih tarafından feth edileceği müjdesini Sultan II.Murad’a verir. 1430 yılında halife olarak Akşemseddin Hz. ve Bıçakçı Ömer’i bırakarak Ankara’da vefat eder.

Hacı Bayram-ı Veli Hz.’lerinin üç kız ve beş erkek çocuğu olduğunu biliyoruz. Kızlarından sadece Eşrefoğlu Rumi ile evlenen Hayrunisa’nın ismi bilinmektedir. Oğullarının adları sırasıyla Şeyh Ahmet Baba, Ethem Baba, Baba Sultan, İbrahim ve Ali’dir.

HACI BAYRAM-I VELİ TÜRBESİ

Hacı Bayram-ı Veli Camii’nin güney duvarına bitişik olan türbe, Hacı Bayram-ı Veli’nin öldüğü yıl olan H.833/ M.1429-30 yılında yapılmıştır. Kare planlı ve kubbeli bir yapı olan türbenin güneyinde Fazıl Paşa türbesi, batısında cami avlusu yeralmaktadır.



Hacı Bayram-ı Veli türbesi dış görünüşü

Türbeye giriş batı cephesindendir. Türbe içinde Hacı Bayram-ı Veli’nin sandukası ile birlikte dokuz adet sanduka bulunmaktadır.Türbenin kurşun kaplı kubbesinin iç yüzeyleri zengin kalemişleriyle süslenmiştir. Kubbe eteğindeki yazıda kuşağında sekiz kez ‘ La ilahe illallahül Melikül Hakku-l Mübin ’ yazısı tekrarlanmıştır. Bu yazıların arasında küfi yazı ile yazılan bir başka yazı içinde Celal ve Nebi adları okunmaktadır.


Hacı Bayram-ı Veli’ye ait sanduka




Hacı Bayram-ı Veli türbesinin kubbesi


Hacı Bayram-ı Veli türbesi kubbe süslemeleri


Hacı Bayram-ı Veli türbesi duvar süslemeleri

Türbe yapısından günümüze kadar gelebilen, ancak bugün Ankara Etnoğrafya Müzesinde bulunan türbenin iç ve dış kapıları türbenin yapıldığı döneme ait olmaları yanında bir çok ahşap tekniğini birarada bulundurması bakımından önemlidir. Kapıların her ikisi de türbe ile aynı tarihe yani 15. yüzyıla aittir. Oyma tekniği ile işlenmiş dış kapıda aşağıda Türkçe anlamı verilen bir kitabe bulunur. ‘Eğer dünya bir kişi için devam etseydi ( yaratılsaydı) onda ebedi kalacak kişi ancak Allah’ın Resulü ( Muhammed) olurdu.’


Hacı Bayram-ı Veli türbesi dış kapısı

İç kapı diğerine göre işçilik kalitesi bakımından daha üstündür.Dikdörtgen kapı kanatlarının ortada kalan bölümlerinde dörder altıgenin içinde küfi yazı ile Allah ve Muhammed yazılmıştır.Bu bölümün üzerindeki üst bölümlerde ise derin oyma tekniği ile her iki kanatta Arapça sülüs ile Yunus Suresi 62. Ayet yazılmıştır. Ayetin Türkçe anlamı;

"Allah’ın o veli kulları varya ; işte onlar için ne korku ve ne de hüzün vardır."



Kaynak: http://www.hacibayramiveli.com/

f t g m