• RestoraTÜRK

  • "Mimari, insan ile varlık arasındaki ilişkiyi düzenleyen disiplindir."

  • RestoraTÜRK

  • RestoraTÜRK

Copyright 2017 - Custom text here

Fasıllar Anıtı/ Konya

Konya - Beyşehir Fasıllar Anıtı

Fasıllar anıtı Konya'nın Beyşehir İlçesi'ne bağlı, Fasıllar Köyü'nün güneyine düşen, bir tepeciğin batı eteğinde yatmaktadır. 2.25 x 2.75 x 8.30 metre boyutunda ve 72 ton ağırlığında dev bir kayanın 20 m2'lik bir yüzüne oyulmuş olan üst üste iki Tanrı ile alttaki Tanrı'nın iki yanında bir çift aslan kabartma- sından oluşmaktadır.

Hitit Kralı Muvattali'nin yaptırdığı Fasıllar anıtı büyük Tanrıyı, bir dağ tapınağında iki aslan arasında gösterir. Anıtın üzerinde bir tanrı, iki aslan ve birinci tanrıdan daha önemsiz olan ikinci bir tanrı bulunmaktadır.

Tanrı bir ayağını aslan üzerine, diğer (sol) ayağını dağ tanrısı üzerine basmıştır. Dağ tanrısının hemen yanında diğer aslanın benzeri olan, ikinci bir aslan tasvirine de yer verilmiştir.

Anıtın bazı yerlerinin ayrıntılı işlenmemiş olması, bazı yerlerinin ise çok kaba işlenmiş olması, uzaktan görülebilecek bir yere dikilmek üzere hazırlandığını göstermektedir. Yöre halkının, Kurtbeşiği dediği bu dev heykelin bölge turizmi açısından önemli bir yeri vardır. Özellikle ilköğretim, lise ve üniversite öğrencileri bölgeye gelip anıtları ziyaret etmektedir. Anıtların bulunduğu bölgede, gelen turistlere yönelik bir tesisin bulunmaması büyük bir eksikliktir.

Yaklaşık 3 bin 500 yıllık geçmişi bulunan Fasıllar Anıtı, Hititliler ile Mısırlılar arasında yaşanan Kadeş Savaşı'nı Hitit Kralı Muvattali'nin bakış açısı ile gözler önüne seriyor.

M.Ö. 1243 yılında Hititliler ile Mısırlılar arasında yapılan ve her iki tarafın da birbirine üstünlük sağlayamadığı Kadeş Savaşı, tarihin önemli dönüm noktalarından birisiydi. Savaş sonrası Hitit Kralı Muvattali ve Mısır Firavunu 2. Ramses arasında yapılan Kadeş Barış Antlaşması tarihteki ilk yazılı anlaşma niteliğindedir. Fasıllar Anıtı bu tarihi olayı Hititlilerin perspektifinden anlatmak amacıyla inşa edilmiş.

Devamını oku...

Şanlıurfa Göbeklitepe

GÖBEKLİTEPE

Göbeklitepe'de sürdürülen arkeolojik kazılarda, tarih öncesi yaşam ve uygarlığa geçişle ilgili yerleşik bilgileri altüst edecek buluntulara rastlanılmıştır. Göbeklitepe M.Ö. 9.500, günümüzden ise 11.500 yıl öncesine tarihlenen Neolitik Döneme ait bir yerleşim merkezidir. 80.000 m2’lik bir alanı kapsayan alan Kültür ve Turizm Bakanlığınca 1.derece sit alanı olarak ilan edilmiştir.

Neolitik dönemde başlayan ziraatla birlikte insanlar, ektikleri zirai ürünlerin mahsullerini almak için tarla civarında yerleşmeye mecbur kalmışlardır. İnsanoğlu, ilk kez bu dönemde, doğa ile ilişkisini kendi lehine çevirerek toplayıcılık ve avcılığı bırakıp, tarım ve hayvancılığa yönelmeye başlamış, yabani şekilde yetişen buğday, arpa, mercimek türü ürünleri deneme yanılma yolu ile ekmeye başlamışlardır. Böylece ziraatla birlikte yerleşik hayat da doğmuş, yerleşim yerleri buna bağlı olarak kurulmaya başlamıştır.

İlimizde özellikle tarihi Harran şehrini 30–40 km mesafelerle bir hilal şeklinde çevreleyen Göbeklitepe, Gürcütepe, Sefer Tepe, Karahantepe, Hamzantepe, Balıklı Göl çevresi Neolitik dönemin en önemli yerleşim yerleridir. Bu yerleşim yerlerinin tamamı M.Ö.9500 yani günümüzden 11.500 yıl öncesine ait 1. derece sit alanlarıdır. Hilvan ilçesine bağlı Kantara Köyü ile Süleyman bey mahallesi arasında Nevali Çori, Bozova ilçesine bağlı Şaşkan Köyü’nün kuzeyinde yer alan Kumartepe, Birecik İlçesi Mezra Beldesi batısında yer alan Teleilat Höyük ve Harran Bölgesinde keşfi bekleyen birçok höyük Neolatik döneme mimarı yapıların olduğu yerleşim merkezleridir.

Devamını oku...

The Archaeology Channel

Arcchannel grubu; kar gözetmeyen, bağımsız, eğitim ve araştırma işleri ile uğraşan fedakâr bir arkeoloji enstitüsü...


Arkeolojik kalıntılara verilen zararlar hızla artmakta fakat korumalar yetersiz kalmakta olduğundan, daha etkin bir mücadele için modern iletişim yollarının kullanılmasını arzu ediyorlar.

Arkeolojik alanları korumak için kamunun ve özel sektörün harcadığı milyon dolarlara rağmen hazırlanan raporlar doğru düzgün kimseye ulaşmıyor ve istenen bilinçlenme sağlanamıyor. Bu bilgilerin kendisine ulaştığı yetkililer hiçbir girişimde bulunmuyor.

TAC arkeolojik kalıntıların durumunun yeterince gündeme gelmemesinden muzdarip oldukları için böyle bir organizasyona yönelmiştir.

Bu sene sekizincisini düzenleyecekleri film ve video festivaline Türkiyeden de iki arkeoloji ve restorasyon videosu katılmakta. RestoraTÜRK anasayfasının her iki yanında görebileceğiniz videolar festivalde yayınlanan videolardır.

Misyonları:

Geçmişte yaşamış insanların hayat tarzları ve biçimleri hakkında bilimsel veriler toplamak ve bunları kamu yetkililerinin dikkatine sunmak.

Bir tür olarak geçmişten bugüne gelişimizi ortaya çıkarmak ve geçmişte yapılan hataları gelecekte de yapmamak için bilinçlenmek.

TAC arkeolojik araştırma yapmak ve elde ettikleri sonuçları diğer bilimlerin istifadesine sunmak arzusunu duyan bir organizasyon.

Arkeolojik Restorasyon

ARKEOLOJİK RESTORASYON

Arkeolojik alanların korunmasıyla ilgili ilkeler çeşitli uluslararası toplantılara konu olmuş, kalıntıların bakım ve onarımı, buluntuların saklanması yükümlülüğü kazıyı yapan arkeologlara verilmiştir. Bu görevler kazı yetki belgesinde tanımlanır ve bağlayıcıdır. Ancak koruma bir ekip çalışmasıyla gerçekleştirilebilir; strüktür ve zemin mühendisliği, malzeme, kimya gibi bilim dallarıyla yakın ilişki kurulması gerekir. Önemli olan kazıda çalışan arkeolog ve mimarların koruma konusunda bilinçli olmalarıdır; gerektiğinde ivedi koruma işlemlerini yapabilecek kadar donanımlı olmalı fakat sorunları kendi birikimleriyle çözemediklerinde, özel koruma yöntemlerini uygulayabilecek uzmanlara başvurarak deneyimlerinden yararlanmalıdırlar.

Arkeolojik sitlerde koruma daha çok doğanın ve insanların zararlı etkilerine karşı yapılmaktadır. Kazı sonrasında ortaya çıkan duvar, döşeme, tonoz ve diğer mimari öğelerin sağlamlaştırılarak korunmaları söz konusudur. Açıkta kalması sakıncalı olan malzeme ve ayrıntılar (kerpiç, mozaik döşeme, çini kaplı duvar, fresk vb.) bir çatı altına alınarak korunabilir, Bu durumda çatının sit alanı içinde yaratacağı olumsuz etkiyi düşünmek ve önlem almak gerekir. Koruyucu çatıların tasarımında, kendi başına anıtsal bir nitelik taşıyan, iddialı mimari çözümlerden kaçınılması uygun görülmektedir. Yurdumuzda birçok arkeolojik sitte değişik boyutlarda koruma çatıları bulunmaktadır.

 

Arkeolojik sitlerin olabildiğince kendilerini açıklayan, anlatımı güçlü bir sunuşa kavuşturulması istenir. Böylece arkeolog ve diğer uzmanların kazı raporları ve yayınlarına ek olarak, kalıntının ve kazı yerinin halkın da kolayca anlayabileceği biçimde iyi bir sunuşa kavuşturulması hedeflenir. Bunlar bütünlemede kullanılan eklerin az ve ayırt edilebilir olması biçiminde özetlenebilir.

Devamını oku...

Arkeoloji Nedir?

Arkeoloji Nedir?Arkeoloji Meslek Tanımı:

İnsanın dünya üzerinde görülmesinden Ortaçağa kadar geçen süreç içinde insana ilişkin her türlü kalıntı ve buluntuyu, doğal çevre ile insan arasındaki ilişkileri, yüzey, sualtı araştırmaları ve kazılarla ortaya çıkarmak, incelemek, değerlendirmek ve korumaktır.

GÖREVLERİ:

* Eski çağlardan günümüze kalmış toprak veya su altındaki eserleri gün ışığına çıkarmak için kazılar yapar,

* Kazılardan elde edilen eserleri temizler,

* Parça eserlerin yapıştırılmasını (konservasyon), bakım-onarım ve restorasyonunu yapar,

* Eserlerin kaydını tutar, korunmasını sağlar ve halkın bilgisine sunar,

* Kültür Bakanlığında çalışması durumunda; kazılarda gözlemci olarak görevlendirilebilir,

* Korunması gereken kültür ve tabiat varlıklarını saptar ve kaydını tutar, bunlara yönelik koruma ve restorasyonlar konusunda kararlar çıkarılmasını sağlar,

* Çevresindeki antik kentlerin (ören yerlerinin) belirli aralıklarla denetimini yapar,

* Müzelerde çalışanlar koleksiyoncuların denetimini yapar.

KULLANILAN ALET ve MAKİNALAR:


* Spatula (ucu sivri küçük mala), kazma, kürek, el arabası, keski, su terazisi, fırça, süpürge, fotoğraf makinesi, metre, ölçüm, çizim araç-gereçleri, kimyasal maddeler, sondaj aletleri.

f t g m