• RestoraTÜRK

  • "Mimari, insan ile varlık arasındaki ilişkiyi düzenleyen disiplindir."

  • RestoraTÜRK

  • RestoraTÜRK

Copyright 2017 - Custom text here

BELİRTİLİ İSİM TAMLAMASI

İsim tamlamasının bir çeşididir.

İki veya daha fazla ismin iyelik sisteminde bir araya gelmesiyle oluşan tamlamaya isim tamlaması denir.
Belirtili ve belirtisiz diye iki çeşidi vardır.

Belirtili isim tamlamasında, baştaki tamlayan kısmına, isme gelen eklerden
(-nın, -nin, -nun, -nün ) eki gelir.

Kimin- neyin diye sorulduğunda sondaki kısmın kime veya neye ait olduğunu gösterir.

Sondaki isim kısmına ise yine isme gelen eklerden iyelik eki dediğimiz sahiplik eki gelir:

(-m, -n, -sı / -mız, -nız, -ları) neyin nesi diye bir kalıp yazabiliriz.

ne- y- in ne- si...
örnek: “adam- ın bir- i “

Belirtili isim tamlamasında tamlayan ve tamlanan arasına bol bol başka unsurlar girebilir:
“…sabah rüzgârı-nın insanı kendinden alan, serinletici, ferah koku-su …”

Aslında, sabah rüzgârının kokusu asıl tamlamadır. Aradakileri, belirtili isim tamlamasının bir özelliği olarak kullanabilmekteyiz. Bu durumundan dolayı, belirtili isim tamlamasını, bir fotoğrafı çekerken zum yapmaya benzetebiliriz. Fotoğraftaki detayları bize verir, bir şeyin kime ait olduğunu inceler. Özele iner.

Devamını oku...

Takısız İsim Tamlaması

TAKISIZ İSİM TAMLAMASI

Son zamanlarda dil bilgisi üzerine çalışan ilim adamlarının dahî kafasını karıştıran bir terimdir.
İsim tamlaması, iyelik sistemi içinde meydana gelen bir kelime grubudur. İster belirtili, ister belirtisiz olsun, daima iyelik eki vardır. Takısız isim tamlaması olmaz. Bu, mis gibi sıfat tamlamasıdır. Açıklamalarına kendileri de inanmıyorlar herhalde. Şöyle diyorlar:
--"Çelik kapı", her iki kelime de isim olduğundan ve maddî anlamda

kullanıldığından takısız isim tamlamasıdır;
"çelik bilek" ise, baştaki çelik mecaz anlamda olduğundan, sıfat tamlamasıdır.

Cânım efendim, çelik kapı demek, çelikten yapılmış kapı demek değil midir?

Haydi bu kelime grubunu tahlil edelim:
çelikten yapılmış : sıfat fiil grubu
kapı : isim
çelikten yapılmış kapı : sıfat tamlaması

Nedir bu işler vay Karagöz'üm? Bir avuç dil bilgini bile bir araya gelip dertlere derman bulamıyor bu memlekette.

İsim Tamlaması

İki isim unsurunun iyelik sistemi içinde yan yana gelmesiyle oluşan kelime grubudur. Tamlama şeklindeki kelime gruplarında önce tamlayan, sonra tamlanan yer alır. İyelikli kısım daima sonda bulunan tamlanan kısmıdır.

İsim tamlaması iki türlüdür. Baştaki isim unsuru "ilgi eki" yani, isme gelen eklerden "-ın,-in,-un,-ün" ekini almış ise, "belirtili", almamış, eksiz ise "belirtisiz" isim tamlamasıdır. İlgi ekinin diğer adı, tamlayan ekidir. İyelikli kısmın "kimin, neyin" olduğuna dair bir ilgi kurar.

Zaten bu ek, Türkçe’de sadece ve sadece belirtili isim tamlaması kurmaya yarar.

Belirtili isim tamlamasını şöyle formülleştirelim:  (İsim unsuru+ilgi eki + isim unsuru+iyelik eki ).
İsim unsuru demekten muradım, başta ve sonda ayrı bir kelime grubu olabileceğini belirtmektir.
Belirtisiz isim tamlaması da : (isim unsuru + isim unsuru+iyelik eki) şeklinde kurulur.

Belirtisiz isim tamlaması örneği:

Ana kucağı = ana + kucak+ı
Yol hazırlığı = (yol) + (hazırlık+ı)
Salon takımı = (salon) + (takım+ı)
Çalışma ve sosyal güvenlik bakanlığı= (çalışma ve sosyal güvenlik)+(bakanlık+ı)
Karanfil ve sümbül kokusu = (karanfil ve sümbül) + (koku+su)

Belirtili isim tamlaması örneği:
Sabahın güzelliği = (sabah+ın) + (güzellik+i)
Düşen uçağın kara kutusu = (düşen uçak+ın) + (kara kutu+su)
Annemin nefes kesen güzelliği= ((ben+im) anne+m+in) + (nefes kesen güzellik+i )
Küçük kızın kırmızı, tombul, gül yaprağı gibi taze, mis kokulu yanacıkları = (küçük kız+ın) + (kırmızı, tombul, gül yaprağı gibi taze, mis kokulu yanacıklar+ı)

Burada üzerinde çok dikkatle durulması gereken husus, belirtisiz isim tamlamasının unsurları arasına, başka hiç bir kelimenin giremeyeceğidir. Öyleyse, "Ankara eski valisi" yahut "TBMM eski başkanı" gibi kuruluşlar tamamen cehalet örneğidir. Çünkü başta bulunan eski, yeni, güzel, çirkin vb. sıfatlar, sadece iyelik eki taşıyan ismi nitelerler. Sıfatın önündeki Ankara ve TBMM'yi nitelemezler. Zaten mantıklı da değildir. Doğrusu, "eski Ankara valisi" veya "yeni genelkurmay başkanı" şeklindedir.

Belirtili isim tamlamasında ise iki isim unsurunun arasına, örneklerde de görülebileceği gibi pek çok kelime ve kelime grubu girebilir. İsim tamlamaları, cümle içinde özne, nesne, dolaylı tümleç ve yüklem olarak vazife görürler.

 

Edatlar (İlgeçler)

EDATLAR (İLGEÇLER)

Tek başına bir anlam taşımayan , ancak kendinden önceki sözcükle birlikte kullanıldığında belirli bir anlamı olan sözcüklerdir. Edatlar çekim eki alırsa adlaşırlar. En çok kullanılan edatlar şunlardır:

Gibi:

• Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendi. (sıfat)
• Dev gibi dalgalar sahile vuruyordu. (sıfat)
• Yüzün bir kır çiçeği gibi usulca söner. (zarf)
• Dolu bir kadeh gibi kırılıyorum avuçlarında.(zarf)
• Sen de onun gibi düşünüyorsun (karşılaştırma)
• Annem gibi dolma yapan dünyada bulamazsın (k.)
• Yataktan kalktığı gibi dışarı fırladı.(hemen,o anda)
• Haberi aldığı gibi yola çıktı.(hemen,o anda)
• Ben ona insan gibi davrandım.( yakışır biçimde)
• Birbirinizle adam gibi konuşun.( yakışır biçimde)
• Saat üç gibi yanına gelirim. (dolayında)
• Final maçı akşam sekiz gibi başlar ( dolayında)
• Bugün yağmur yağacak gibi (tahmin)
• Galatasaray bu maçı alacak gibi (tahmin)
• Bir an onu sever gibi oldum (yaklaşma)
• O sırada güneş çıkar gibi oldu. (yaklaşma)

Devamını oku...

Nihad Sâmi BANARLI Kimdir?

Nihad Sami Bey, Bayrakdarzâdeler nâmıyla tanınan Trabzon'un köklü bir ailesine mensuptur. Bu nam, ceddinin Fatih Sultan Mehmed'in Trabzon seferinde bayrakdarlığını yapmasından ileri gelmektedir. 18 Nisan 1907 yılında İstanbul'da doğan Nihad Sami Bey'in babasının babası Emin Hilmi Bey, 1293’te İstanbul'da toplanan ilk Osmanlı Meclis-i Mebûsânında Trabzon mebûsu olmuş, ayrıca Matbaa-ı Bahriye Nazırlığı vazifesinde bulunmuştur. Babası İlyas Sami Bey ise Trabzon Merkez Mutasarrıflığı Tahrirât Müdürlüğü, İstanbul İdare-i Mahsûsa Tahrirât Başkâtipliği gibi vazifelerden sonra 1892’de Bitlis Vilâyeti mektupçuluğuna tayin edilmiştir. Bundan sonra İşkodra, Kastamonu, Diyarbekir, Musul vilâyeti mektupçuluklarında bulunmuş ve 1900 yılında Süleymaniye Mutasarrıflığına getirilmiştir. Annesi ise yine köklü bir aileye mensup olan Hâfize Nâdire’dir.

Nihad Sami, ilk tahsilini Fatih Sultan Mehmet Vakfı Sıbyan mektebinde, daha sonra Gelenbevi ve Mercan idadisinde yaptı. Lisenin ilk sınıflarını Vefa Sultanîsi'nde okudu. Son sınıfta İstiklâl Lisesi'ne geçti ve oradan mezun oldu. 1926’da İstanbul Darülfünunu Edebiyat Fakültesi ve Yüksek Muallim Mektebi’ne giren Nihad Sami mezuniyetinden sonra çeşitli liselerde edebiyat öğretmenliklerinde bulunmuştur. 1947’de Eğitim Enstitüsü’ne ve buna ilâveten Yüksek Öğretmen Okulu edebiyat öğretmenliğine getirildi.

Nihad Sami Banarlı, 1953’ten beri âzâsı bulunduğu İstanbul Fetih Cemiyeti tarafından kurulan İstanbul Enstitüsü ve daha sonra kendi emekleriyle kurulan Yahya Kemal Enstitüsü müdürlükleri yaptı.

Devamını oku...

f t g m