• RestoraTÜRK

  • "Mimari, insan ile varlık arasındaki ilişkiyi düzenleyen disiplindir."

  • RestoraTÜRK

  • RestoraTÜRK

Copyright 2017 - Custom text here

O VAV HER ZAMAN YAZILMAZ!

O Vav Her Zaman YazılmazHayatını Kur’an-ı Kerim yazarak geçiren Kayışzade Hafız Osman, bir Ramazan gecesi, teravih namazı kıldırırken rükuya vardığı sırada vefat etti. O, devrin padişahlarına hat hocalığı yaparken bile en küçük bir gurura, kibre kapılmamış, kısa bir sürede eriştiği şöhrete rağmen tevazu ve teslimiyetle yaşamıştı. Kırkiki yaşındayken bile yazdığı kur’an sadece Osmanlı Devleti sınırları içinde değil, diğer İslam ülkelerinde de defalarca basıldı. Bugün dahi okuduğumuz mukaddes kitabımızın bazıları Hafız Osman hattı ile yazılmıştır.
Şevket Rado Türk Hattatları isimli ve eserinde şunları kaydetmektedir:

“Hafız Osman’ın parlak mevkilerde hiç gözü yoktu. Bir gün öğrencilerinden biri dersine gelmemişti. Dersten çıktıktan sonra, yolda, Cerrahpaşa Hamamı civarında bu öğrenciye rastladı. Neden derse gelmediğini sordu. Makul bir sebepten dolayı gelmediğini öğrenince, hemen hayvanından indi. Yolun kenarında yere oturarak dersini oracıkta verdi.”

Hafız Osman birgün kendisine çok değer veren sadrazamın huzuruna çıkmıştı.Yanında hocası Soyulcuzade Mustafa Eyyubi Efendi de vardı.
Sadrazam Hafız Osman’a bir çok iltifatlardan sonra kendisi için bir Kur’an-ı Kerim yazmasını rica etti ve:
“ - Üstadınız kimdir? diye sordu.
Osmn Efendi:
“ - Efendi hazretlerinden mezunum” diyerek Soyulcu’yu gösterdi.
Soyulcu bundan o kadar memnun oldu ki dışarı çıktıktığı zaman Osman Efendi’nin alnından öpüp türlü hayırdualar etti.

Hafız Osman daha hayatta iken yazısı aranan, bedestende yapılan artırmalı satışlarda çok rağbet gören hatların sahibi idi. O’nun her yazısı yüksek fiyatlarda satın alınıyordu.
Birgün Beşiktaş’dan bir dolmuş kayığa binip Üsküdar’a geçiyordu.Kayık iskeleye yanaşınca müşteriler paralarını çıkarıp vermeye başladılar.Hafız Osman üstünü arayıp para bulamayınca kayıkçıya döndü:
“ - Hemşeri, benim param yok! Sana bir “vav” yazıvereyim, olmaz mı? dedi.
Kayıkçı homurdanarak:
“ - Paran yoktu da niye bindin kayığa? Senin yazacağın vavı ne yapayım ben?” dedi.
“Satarsın!..” dedi Hafız Osman hemen imzalı bir vav yazıp kayıkçıya uzattı.
Günün birinde kayıkçının yolu Bedestene düştü. Baktı ki kargacık burgacık yazılar, karalamalar mezap edip duruluyor. Hatırlayıp cebinden “vav’ı ” çıkardı. Tellal “Hafız Osman Vav’ı!.. ” dedikçe fiyatı durmadan arttı. Kayıkçı hiç ummadığı kadar para kazanınca pek sevindi.
Birgün yine Hafız Osman’ı kayığına binmiş gören kayıkçı:
“ - Para istemez hoca, sen yine bir vav yazıver bana...” deyince Hafız Osman:
“ - Hemşeri, o vav her zaman yazılmaz, sen al paranı” diye cevap verdi.

AHMET EFE / GÜZELİ BULMAK / HATTATLARIN HALİ

f t g m