• RestoraTÜRK

  • "Mimari, insan ile varlık arasındaki ilişkiyi düzenleyen disiplindir."

  • RestoraTÜRK

  • RestoraTÜRK

Copyright 2017 - Custom text here

Osmanlı Dönemi Çini Karalordaki Nakkaş İşaretleri Kullanılması Üzerine

Hürrem Sultan türbesi

Osmanlı dönemi yapılarında çini kaplamalar mimarinin ayrılmaz bir parçası olarak karşımıza çıkar. Bu dönemin tüm yapılarında olmasa bile önemli bir bölümünde süsleme elemanı olarak kullanılan çininin, tasarımından duvara kaplanmasına kadar geçen süreç hakkındaki bilgilerimiz sınırlıdır. Çini kaplanacak bir yapı için; çini programının tasarlanması, desenlerin hazırlanması, karoların pişirilmesi ve duvara kaplanması sırasında kimlerin ne tür görevler aldığına ilişkin kesin bilgilerimiz mevcut değildir. Ayrıca çinilerin duvara kaplanması sırasında uygulanan yöntemler de henüz tam anlamıyla açıklık kazanmamıştır. Bununla birlikte özellikle çini restorasyonları Osmanlı dönemi için kaplama tekniğinin araştırılıp ortaya konabilmesinde önemli veriler sağlar. Makalemizin konusunu oluşturan Osmanlı dönemi için karoların arkasındaki işaretler de; Hürrem Sultan türbesi ve Hatice Sultan türbesinde yapılan restorasyon çalışmaları sırasında tesbit edilen verilerden biridir.(1)

Hürrem Sultan ve Hatice Sultan türbeleri bir yüzyıl ara ile inşa edilmiştir. 1557-58 tarihli Hürrem Sultan türbesi; dıştan sekizgen, içten onaltıgen planlı, kubbe ile örtülü, önü revaklı  bir yapıdır. 1663 tarihli Hatice Sultan türbesi ise kare planlı, geçişin tromplarla sağlandığı kubbeyle örtülü, önü revaklı bir türbedir.(2) Plan tipleri ve dönemleri farklı olan bu iki yapının ortak noktası zeminden örtüye kadar duvarlarının çiniyle kaplı olmasıdır.

Her iki türbede de yaptığımız çini restorasyonu sırasında, yerlerinden düşen çini karolar, duvardan ayrılan veya aşağıya kayan panolar gibi müdahale edilmesi gereken çiniler üzerinde çalışıldı. Bununla birlikte hem panolar hem de ulama çinilerden müdahale gerektiren karoların bulunması, söz konuşu işaretlerin hangi sistemle yapıldığını çözmemizi kolaylaştırdı. Ayrıca, Osmanlı dönemine ait Sultan II. Selim ve Bayram Paşa türbelerindeki panolardan elde ettiğimiz işaretler de karşılaştırma örneği oluşturdu.

Çalışmalar sırasında sökülen çini karoların bazılarının arkasındaki işaretlerin çini programıyla birlikte tasarlanmış olması gerektiğini düşündüğümüzden, nakkaş işaretleri adını verdik.

Bu işaretler siyah boya ve fırçayla yapılıp fırınlanmışlardır. Sökülen çini karolardan sadece bordur karoları ve karıştırılması muhtemel bazı panoların çini karolarının işaretli olduğunu gördük. Sözgelimi Hürrem Sultan türbesinde farklı yerlerde bulunan, ancak her ikisinde de bahar dalı kompozisyonunun yer aldığı panolardan; revakta, girişin doğu ve batısındakilerde karoların işaretli olmadığı (Fot. l), oysa türbenin içindeki mukarnaslı nişlerin köşeliklerinde yer alan panoların karolarının işaretlendiği dikkatimizi çekti (Fot. 2). Ulama çinilerin hiçbirinin arkasında da nakkaş işaretine rastlanmaması da bu düşüncemizi güçlendi.

Gerek Hürrem Sultan ve Hatice Sultan türbelerinin restorasyon çalışmalarında ve gerekse bu güne kadar yaptığımız diğer çalışmalarda, birbirinden farklı 29 nakkaş işareti tespit ettik. Buna göre, Hürrem Sultan türbesinde 4 (Çiz. la); Hatice Sultan türbesinde 10 (Çiz. Ib), Bayram Paşa türbesinin çeşitli panolarının arkasında 19 (Çiz. 2a); Sultan II. Selim türbesinde üzerinde çalışılan tek panoda ise 2 (Çiz. 2b) nakkaş işareti tespit edildi. İşaretlerin genellikle birbirinden farklı olduğu dikkati çeker; bununla birlikte dört işaret benzerlik gösterir. Ancak yapıların birbirini takip eden yüzyıllarda inşa edildiğini göz önüne aldığımızda benzerlik gösteren işaretlerin bir geleneğin devamı olduğu ileri sürülebilir. Yaptığımız tespitlere göre nakkaş işaretleri kullanılış şeklini dört grupta toplayabiliriz:

l. Her karoya, karonun pano içindeki yerini belirtecek biçimde, l'den başlayarak karo sayısına göre işaret konulur. Sözgelişi panoya verilen işaret kısa dikey çizgi ise, pano içinde yer alış biçimine göre, mesela beşinci karonun arkasında beş, onuncu karonun arkasında on kısa dikey çizgi görülür (Çiz. 1-2; Fot. 3).

2. Desenin gelişimine göre karıştırılması daha zor olan panolarda, tüm panoya tek işaret verilir. Böylece karonun yapı içinde hangi panoya ait olduğu belirlenir (Çiz. la, Fot. 4).

3. Panoya yine tek işaret verilir. Ancak diğerinden farklı olarak pano içindeki karoların arkasında; bulundukları sıraların numarası kadar işaret yer alır. Sözgelimi; panonun  l. sırasındaki her karonun arkasında tek işaret bulunurken, 4. sıradaki karoların arkasında dört işaret yer alır. 4. Genellikle çok uzun yazı panolarında nakkaş işareti ile birlikte Osmanlıca rakamların da kullanıldığı dikkati çeker (Çiz.Fot.5).

Nakkaş işaretlerinden de anlaşılacağı gibi yapı içindeki her panoya tek işaret verilir. Bu sebeple bir yapıda birden çok işaretle karşılaşırız. Böylece herhangi bir karoyu elinize aldığınızda karonun arkasındaki nakkaş işaretinden hangi panoya ait olduğunu, hatta hangi sırada ve kaçıncı karo olduğunu da hatasız olarak tespit etmek mümkün olur.

Nakkaş işaretlerinin sadece karoların ve panoların karıştırılmaması için konulduğunu söylemek hatalı olur. Çünkü çinilerin kaplanması sırasında duvarlardaki bir iki santimlik sapmalar büyük sorunlar yaratır. Hem Hürrem Sultan hem de Hatice Sultan türbelerindeki çalışmalarımızda her duvarın ölçüsünün aynı olmadığını, bir iki santimlik oynamalar olduğunu tespit ettik.

Bunun için bazı çini karolara, desenin aynı olmasına rağmen, duvarların karıştırılmaması için nakkaş işareti konulduğu düşüncesindeyiz.

Çinilerin kaplanması sırasında nakkaş işaretlerinin hangi aşamada tasarlanıp nasıl kullanıldığına ilişkin elimizde yazılı bir belge yoktur. Çünkü bu dönemde kaşigeranının görevinin çini yapmak mı yoksa çiniyi duvara kaplamak mı olduğu dahi açık değildir.(3)

Çini kaplama tekniği ve mimarideki ölçü sapmalarından hareketle çinilerin tasarlanması ve duvara kaplanması aşamalarına ilişkin, şöyle bir varsayım ileri sürebiliriz:

Çinilerin deseni saray nakkaşları tarafından tasarlanıyordu.(4) Çünkü mimarideki ölçü sapmaları sebebiyle çini panoların desenlerinin çizilmeden önce yapının duvarlarının tek tek ölçüsünün alınması gereklidir. Ancak bundan sonra çini programı belirlenebilir. Bu ölçüye göre panolar, bordürler ve ulama çinilerin deseni nakkaşlar tarafından çizilip hazırlanıyor olmalıdır. Duvar ölçülerinin birbirine karışmaması için de, bu aşamada duvarların birbirinden ayrılması gereklidir. Ancak bu ayırıcının çiniler fırınlandıktan sonra kaybolmaması önemlidir. Bunun için de en uygun yöntem karoların işaretlenmesidir. İşaretler nakkaş tarafından çizilen desene veya İstanbul'da hazırlanan numunenin arkasına yapılarak İznik'e sipariş ediliyor olabilir. İznik'te desen hazırlanmış olan bisküvinin üstüne geçirilip, kontürler atıldıktan sonra işaretlerin çininin arkasına yapıldığını ve çinilerin fırınlandığını ileri sürebiliriz. Ayrıca çinilerin kaplanması sırasında herhangi bir karışıklığa meydan vermemek için, çinilerin İstanbul'a ambalajın üzerine bu işaretler konulduğu halde gönderiliyor olması muhtemeldir.

Çinilerin duvara kaplanması da önemli bir diğer aşamadır. Bu aşamada nakkaş veya işin kontrolünü yapan kişi duvarların işaretini duvara çiziyor, bu işaretlere göre ambalajlar açılıp ustalar tarafından duvara kaplanıyor olmalıdır. Ancak restorasyon çalışmaları sırasında bu düşüncemizi doğrulayacak bir veriye rastlamadık. Bununla birlikte bu işaretlerin kalem işleri veya boya yapılmadan önce duvara işaretlenmesi daha mantıklıdır. Bu sebeple böyle bir veriye rastlanmaması doğaldır. Böylece duvardaki ölçü sapmaları nedeniyle ortaya çıkacak tüm kaplama hataları, ilk başta nakkaş tarafından çözülüyordu.

Sonuç olarak, henüz araştırmalarımız sürmekte olduğu için kısa bir makaleyle sınırlı kalan bu çalışmada, amacımız restorasyon çalışması sırasında ortaya çıkan ve sadece onarımı yapan kişilerin tanık olduğu verilere dikkat çekmek ve Osmanlı dönemi yapılarında çini kaplamaların tasarımından duvara kaplanmasına kadar geçen süre içerisinde uygulanan yöntemlerin belirlenmesine yardımcı olmaktır. Bu yöntemlerin belirlenmesi, hatalı onarımlar sonucunda yok olan değerlerin korunması açısından büyük önem taşımaktadır.

Celal Küçük


DİPNOTLAR
* Restoratör. İstanbul Restorasyon ve Konservasyon Merkez Laboratuvarı
1. Hürrem Sultan Türbesi'ndeki çini restorasyonu çalışmaları Kültür Bakanlığı bünyesindeki İstanbul Restorasyon ve Konservasyon Merkez Laboratuvarı tarafından yürütülmektedir. 1992 yılında başlayan çalışmalar halen devam etmektedir.
2. Hürrem Sultan türbesi için bkz: A. Kuran, Mimar Sinan, İst. 1968, s. 78, 324 ve Hatice Sultan Türbesi için bkz: Anonim, İstanbul Yeni Cami ve Hünkar Kasrı, Tarihsiz Ankara, s. 11-12; 17-18.
3. N. Atasoy, "Osmanlı Belgelerindeki İznik Seramikleri", İznik Seramikleri İstanbul 1989, s. 33.
4. N. Atasoy, "Türkiye'de Günümüze Gelen İznik Çinileri", İznik Seramikleri, İstanbul 1989, s. 17.

f t g m