• RestoraTÜRK

  • "Mimari, insan ile varlık arasındaki ilişkiyi düzenleyen disiplindir."

  • RestoraTÜRK

  • RestoraTÜRK

Copyright 2018 - Custom text here

Beypazarı'nda Tarihi Evlerin Restorasyonu

Beypazarı'nda restorasyon çalışmaları 10 Mayıs 2000 tarihinden itibaren başlamış olup 500 adet tarihi ev restore edilmiştir. Yaklaşık 1000 evin Restorasyon çalışmalarının bitirilmesi amaçlanmaktadır. Beypazarı evleri genellikle üç katlıdır. Taşıyıcı sistemi örten ahşap pervazlar harç sıva ile sıvanmıştır. Evlerin zemin katları taş, üst katları ahşap iskelet içine ahşap veya kerpiç dolgu sistemle yapılmıştır. Kuzeye gelen cephelerde dolgu kerpiçtir, Ocaklı duvarlarda kerpiç kullanılır. Bölme duvarları bağdadi yapılmıştır.

Yapı sisteminde Beypazarı özelliği diyebileceğimiz bir durum göze çarpar;

Evlerin büyük çoğunluğunda zemin taş duvarları taşıyıcı nitelikte değildir. Bir üst kat, cepheden de izlenen dikmeler üzerinde taşınmaktadır. Bunun nedeni ise yangın sonrası zemin katlar yıkılmış ancak dayanıklılığını kaybetmemişlerdir. Evler yeniden yapılırken bu durum değerlendirilmiş, taş duvarlar onarılarak koruyucu nitelik kazandırılmış, üst katların yükü verilmemiş, yük iki metre aralıkla ve 49 cm toprağa gömülü 75 cm.lik taş pabuçlar üstüne konan bu dikmelere yerleştirilmiştir.Evlerin dışa dönüklüğü çıkmalarla sağlanmıştır. Çıkmalar kat boyunca ortadan, yandan, iki yandan gönye türünde çeşitli tiplerden oluşurlar. Bazen bir cephede birkaç tür birden görülür. Bu evin planı ve konumuna bağlıdır. Çıkma alt payandaları ahşap kaplamalarla şekillendirilmiştir.

Devamını oku...

Türkiye'de restorasyon eğitimi sorunları ve sonuçları

Türkiye'de restorasyon eğitiminin sorunlarını tartışmadan önce restorasyon ve konservasyon sözcüklerinin anlamlarını herhangi bir karışıklığa meydan vermeyecek şekilde tanımlamak gerekir. Restorasyon, arkeolojik veya sanat değeri taşıyan bir eserin özgünlüğüne zarar vermeden gelecek kuşaklara aktarmak için yapılan zorunlu müdahalelere denir. Konservasyon ise zaman içinde oluşabilecek bozulmalara karşı eserin sağlıklı bir şekilde yaşayabilmesi için koruma amacı ile alınan önlemlerdir. (1) Bu tanımlamalardan anlaşılacağı gibi restorasyon ve konservasyon birbirini tamamlayan ancak birbirinden ayrı uzmanlık gerektiren meslek dallarıdır. Restorasyon ve konservasyon eğitimleri temelde de birbirinden farklılıklar arz eder. Konservasyonda kimya temelli ve araştırma ağırlıklı bir eğitim söz konusu iken restorasyon, uygulama ağırlıklı pratiğe yönelik bir eğitim vermektedir.

Ülkemizde hatalı olarak restorasyon ve konservasyon sözcükleri, genellikle aynı anlamı ifade etmek üzere kullanılmaktadır. (2)

Bildirimizin konusunu oluşturan restorasyon eğitiminin amacı , taşınır ve taşınmaz kültür varlıklarının restorasyonunu yapmak üzere bilinçli ve deneyimli eleman yetiştirmektir. Bilinçli ve deneyimli elemandan kastedilen, esere müdahale etme sınırlarını iyi belirleyebilen, eserin özgürlüğüne zarar vermeden yaşamasına engel olabilecek müdahaleleri kontrol altında tutabilen uzmanlardır.(3)

Restorasyon eğitiminin hem temel eğitim hem de uygulamalı eğitim olmak üzere iki aşamalı olması kaçınılmazdır.

Devamını oku...

Dünyada ve Türkiye'de Restorasyon kavramı Türkiye'de yapılanma sorunları ve çözüm önerileri

Tüm dünyada kültür varlıklarının değerlerinin daha iyi anlaşılmaya başlaması ile birlikte restorasyon da önemi artmaya başlayan bir bilim dalıdır. Özellikle toprak altından çıkartılan eserlerin yüzyıllarca uyum sağladıkları ortamdan farklı bir ortama çıkartılması eserlerin bozulmaya başlamasına önlem alınmadığında da yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalması bu alanda çok hızlı bir gelişme sürecini başlatmıştır (1).

Günümüzde ise restorasyon teknolojik gelişmeleri yakından izleyen ve geleneksel yöntemlerle teknolojiyi birlikte kullanan ilginç bir bilim dalı haline gelmiştir. Yukarıda sözü ettiğimiz gelişmeler neticesinde gerek restorasyonun çok gelişmesi gerekse bu alanda çalışan insan sayısının artmasıyla birlikte dünya ülkeleri arasında rekabet başlamıştır. Çünkü restorasyonun çalışma alanını kültürel değerler ne nadide sanat eserleri oluşturmaktadır. Söz konusu alan bu kadar önemli olunca her ülke restorasyon konusunda ön planda olmak istemektedir. Bu nedenle de ciddi programlar uygulanmaya başlanmıştır. Ancak her ülkenin içine bulunduğu coğrafya, iklim ve sanat eserlerinin farklılıkları neticesinde geliştirdikleri yöntemler de birbirinden farklılıklar arz eder. Kabul etmek gerekir global olarak hangi kültüre ait olursa olsun sanat eserlerinin dünya mirası olmasının yanı sıra restorasyon bir sektör haline gelmiş ve hem ekonomik hem de bazı durumlarda siyasi bir boyut kazanmıştır.

Yukarıda çok sayıda insanın bu alanda çalıştığından bahsetmiştik. Bu durumun iki boyutu vardır. Birincisi dünyada ülke farkı gözetmeksizin kültürel değerlere daha fazla değer verilmesi ve bunların kurtarılabilmesi için kaynak yaratılması, İkincisi ise böyle bir sektörde ihtiyaç duyulan uzman restoratör, konservatör, teknik personel vb. yetişmiş elemanın bu alanda ş bulması ve hayatını kazanmasıdır. Konuşmamızın başında sözünü ettiğimiz ülkeler arasındaki rekabet bu nedenle ortaya çıkmıştır. Yan sektörleri ile birlikte binlerce dolarlık bir uygulama alanı haline gelmiş ve her gün biraz daha büyümektedir.

Devamını oku...

Kağıdın Bozulma Nedenleri

18 derecenin, nemde %50’nin altında olmalıdır. Atmosferde her zaman mevcut olan mantar sporları, donma noktasına yakın bir sıcaklıkta büyüyebildikleri gibi, 50–55 derece sıcaklıkta da gelişebilirler. Fakat yüksek sıcaklık ve nemin aynı anda olması durumunda, meselâ 110 derece de 15 saniye buhara maruz kalma, mantar ve mantar sporlarının çoğunu öldürür.  Işık ve karanlık mantar gelişimini etkileyen diğer etkenlerdir; günesin ultraviyole ışığı mantarlar için öldürücüdür, ancak bu ışık kağıdı da zararlı yönde etkiler.

 

Genellikle mantar ve küf, mahzen ve havalandırması kötü olan yerler gibi nemli ortamlarda iyi gelişir. Mantarın varlığı, istila edilmiş malzemenin üzerindeki tozumsu lifli kütleden, beyaz, gri, yeşil, mavi, sarı, kırmızı, kahverengi veya siyah noktalar ve lekelerden de kolayca anlaşılabilir.

Mantar oluşumu sonucunda, kağıdın selüloz lifleri yumuşar ve zayıflar, fakat hala elle tutulabilir ve yırtılmadan katlanabilir durumdadır. Asit tahribatı ile arasındaki fark da budur. Mantar tahribatında; nişasta, tutkal, kola ve diğer yapıştırıcılar özelliklerini kaybederler ve kağıdın aharı bozulur, yumuşar ve kurutma kağıdı gibi emici bir hal alır ve en sonunda da lapa haline gelir. Mantar, mürekkebi de etkiler, özellikle mürekkeplerin renginin solmasına neden olur. İleri safhasında ise yazı tamamen solarak restorasyonu oldukça zorlaşır. Makine üretimi kağıtlar, el yapımı kağıtlara oranla mantar saldırısına daha fazla meyillidirler. Bu ise imalat sırasında kullanılan kimyasallar ve uygulanan işlemlerden kaynaklanmaktadır.

Devamını oku...

f t g m