• RestoraTÜRK

  • "Mimari, insan ile varlık arasındaki ilişkiyi düzenleyen disiplindir."

  • RestoraTÜRK

  • RestoraTÜRK

Copyright 2018 - Custom text here

Dünyada ve Türkiye'de Restorasyon kavramı Türkiye'de yapılanma sorunları ve çözüm önerileri

Tüm dünyada kültür varlıklarının değerlerinin daha iyi anlaşılmaya başlaması ile birlikte restorasyon da önemi artmaya başlayan bir bilim dalıdır. Özellikle toprak altından çıkartılan eserlerin yüzyıllarca uyum sağladıkları ortamdan farklı bir ortama çıkartılması eserlerin bozulmaya başlamasına önlem alınmadığında da yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalması bu alanda çok hızlı bir gelişme sürecini başlatmıştır (1).

Günümüzde ise restorasyon teknolojik gelişmeleri yakından izleyen ve geleneksel yöntemlerle teknolojiyi birlikte kullanan ilginç bir bilim dalı haline gelmiştir. Yukarıda sözü ettiğimiz gelişmeler neticesinde gerek restorasyonun çok gelişmesi gerekse bu alanda çalışan insan sayısının artmasıyla birlikte dünya ülkeleri arasında rekabet başlamıştır. Çünkü restorasyonun çalışma alanını kültürel değerler ne nadide sanat eserleri oluşturmaktadır. Söz konusu alan bu kadar önemli olunca her ülke restorasyon konusunda ön planda olmak istemektedir. Bu nedenle de ciddi programlar uygulanmaya başlanmıştır. Ancak her ülkenin içine bulunduğu coğrafya, iklim ve sanat eserlerinin farklılıkları neticesinde geliştirdikleri yöntemler de birbirinden farklılıklar arz eder. Kabul etmek gerekir global olarak hangi kültüre ait olursa olsun sanat eserlerinin dünya mirası olmasının yanı sıra restorasyon bir sektör haline gelmiş ve hem ekonomik hem de bazı durumlarda siyasi bir boyut kazanmıştır.

Yukarıda çok sayıda insanın bu alanda çalıştığından bahsetmiştik. Bu durumun iki boyutu vardır. Birincisi dünyada ülke farkı gözetmeksizin kültürel değerlere daha fazla değer verilmesi ve bunların kurtarılabilmesi için kaynak yaratılması, İkincisi ise böyle bir sektörde ihtiyaç duyulan uzman restoratör, konservatör, teknik personel vb. yetişmiş elemanın bu alanda ş bulması ve hayatını kazanmasıdır. Konuşmamızın başında sözünü ettiğimiz ülkeler arasındaki rekabet bu nedenle ortaya çıkmıştır. Yan sektörleri ile birlikte binlerce dolarlık bir uygulama alanı haline gelmiş ve her gün biraz daha büyümektedir.

Devamını oku...

Kağıdın Bozulma Nedenleri

18 derecenin, nemde %50’nin altında olmalıdır. Atmosferde her zaman mevcut olan mantar sporları, donma noktasına yakın bir sıcaklıkta büyüyebildikleri gibi, 50–55 derece sıcaklıkta da gelişebilirler. Fakat yüksek sıcaklık ve nemin aynı anda olması durumunda, meselâ 110 derece de 15 saniye buhara maruz kalma, mantar ve mantar sporlarının çoğunu öldürür.  Işık ve karanlık mantar gelişimini etkileyen diğer etkenlerdir; günesin ultraviyole ışığı mantarlar için öldürücüdür, ancak bu ışık kağıdı da zararlı yönde etkiler.

 

Genellikle mantar ve küf, mahzen ve havalandırması kötü olan yerler gibi nemli ortamlarda iyi gelişir. Mantarın varlığı, istila edilmiş malzemenin üzerindeki tozumsu lifli kütleden, beyaz, gri, yeşil, mavi, sarı, kırmızı, kahverengi veya siyah noktalar ve lekelerden de kolayca anlaşılabilir.

Mantar oluşumu sonucunda, kağıdın selüloz lifleri yumuşar ve zayıflar, fakat hala elle tutulabilir ve yırtılmadan katlanabilir durumdadır. Asit tahribatı ile arasındaki fark da budur. Mantar tahribatında; nişasta, tutkal, kola ve diğer yapıştırıcılar özelliklerini kaybederler ve kağıdın aharı bozulur, yumuşar ve kurutma kağıdı gibi emici bir hal alır ve en sonunda da lapa haline gelir. Mantar, mürekkebi de etkiler, özellikle mürekkeplerin renginin solmasına neden olur. İleri safhasında ise yazı tamamen solarak restorasyonu oldukça zorlaşır. Makine üretimi kağıtlar, el yapımı kağıtlara oranla mantar saldırısına daha fazla meyillidirler. Bu ise imalat sırasında kullanılan kimyasallar ve uygulanan işlemlerden kaynaklanmaktadır.

Devamını oku...

f t g m