• RestoraTÜRK

  • "Mimari, insan ile varlık arasındaki ilişkiyi düzenleyen disiplindir."

  • Şehri imar ederken nesli ihya etmeyi ihmal ederseniz, ihmal ettiğiniz nesil imar ettiğiniz şehri tahrip eder... Turgut Cansever

  • RestoraTÜRK

Copyright 2018 - Custom text here

TÜRK DİL BAYRAMI -"TÜRK DİL TRENİ"

Karaman'da her yıl 9-13 Mayıs'ta kutlanan Türk Dil Bayramı'nın bu yıl gerçekleştirilecek etkinlikleri kapsamında oluşturulan "Türk Dil Treni", 10 Mayıs Salı günü Haydarpaşa Garı'ndan Karaman'a uğurlanacak.

Konuya ilişkin yapılan yazılı açıklamaya göre, Karaman'da her yıl 9-13 Mayıs'ta kutlanan Türk Dil Bayramı'nın, bu yıl 734'üncüsü kutlanacak.

Karaman Valiliği ve Karaman Belediyesinin iş birliğiyle kutlamalar kapsamında bu yıl ilk kez oluşturulan  "Türk Dil Treni", sanatçılar, üniversite öğrencileri, İstanbul ve Avrupa'da yaşayan Karamanlılarla  birlikte 10 Mayıs Salı günü Haydarpaşa Garı'ndan yola çıkacak.

Devamını oku...

Bed'-i Besmele (Amin Alayı)

Bed'-i Besmele (Amin Alayı)

Osmanlı Devleti’nde geleneksel öğretim kurumlarından biri olan dârüttalîm, taş mektep, mahalle mektebi gibi adlarla da anılan sıbyan mektepleri dinî bilgilerin öğretildiği kurumlardır. (1) Dinî bilgileri öğrenmek için ilk aşama Besmele’yi öğrenmektir. Bed’-i Besmele ise “Besmele’ye başlamak” anlamına gelir. Osmanlı Devleti’nde çocuklar dört veya beş yaşına geldiklerinde ilk mektebe, bugünkü karşılığı ile ilkokula başlarken düzenlenen törene “Bed’-i Besmele/Bed’-i Besmele Cemiyeti” veya tören sırasında okunan dualara “âmîn” denildiği için “Âmîn Alayı” adı verilmiştir. (2)

Bed’-i Besmele törenlerinin, törene katılan çocukların okul korkusunu giderme, çocuklara okuma isteğini aşılama ve çocukları arkadaşlarıyla kaynaştırma gibi önemli pedagojik amaçları vardır. Tâhirü’l-Mevlevî, Mahfel dergisinde kaleme aldığı “Mektebe Başlama” adlı yazısında, Bed’-i Besmele törenlerinin, ailenin sosyo-ekonomik durumuna göre şekillendiğini belirttikten sonra, sosyo-ekonomik durumu iyi olan bir aile tarafından düzenlenen Bed’-i Besmele törenini ayrıntılarıyla anlatmıştır. Bu yazıda anlatılanları şu başlıklarla özetleyebiliriz:(3)

Devamını oku...

Ankara Köylerinde Halen Yapılan Tatlılar

1.Malak Hamuru (corkalak, kedi batmaz):

Çorba tenceresi içinde bir kaşık eritilir. Üzerine su konur ve tuz atılarak kaynatılır. Kaynayan suyun içine bir kepçe un koyup devamlı olarak karıştırılır. Bu un koyup karıştırma işine miktarı yetecek kadar devam edilir. Un karıştırma işi bitince, tencerenin bir kenarından bez ile tutulup diğer el ile 15 dakika kadar ocak üzerinde karıştırmaya devam edilir ve ocaktan alınır.

Başka bir kapta yağ eritilir. Kepçe, hamuru tutmaması için yağa batırılıp, tenceredeki hamurdan bir kepçe alınır. Bir kaşık ile de, hamurdan alınan parçalar yağa bandırılarak bir tepsiye dizilir. Dizme işi bitince artarsa başka bir tepsiye devam edilir. Tepsi üzerinde hamur parçalarının üzerine toz şeker serpilir ve az soğutularak yenilir.

2. PEKMEZ HELVASI

Öküz helvası da denir. Eskiden öküz gütmeye giden çobanların çantasına yiyecek olarak hazırlanıp konduğundan dolayı bu isim verilmiştir.

Kavrulmuş un ile pekmez karıştırılıp el ile yoğrulup katıca şekil verilir. Yuvarlatılır. Bu haliyle iyi bir karın doyurucu kış yemeğidir. Kolay bozulmaz. Pekmez bulamayınca şeker şerbeti ile yapıldığı da olur.
ikiside çok güzel tatlılar tavsiye ederim
afiyet olsun

Serdar Salih Özdemir

TMKV 40 YAŞINDA

TMKV 40 YAŞINDA

40 Vakıf insana vefa

Bu programlar keşke her haftaya yayılsaydı. Yıl boyunca 40 hafta isteyenler katılma imkanını bulabilseydi. 05 Kasım 2009 Perşembe 13:43 Kurucuları arasında merhum Mahir İz, Cahid Okurer, Sabahattin Zaim gibi isimlerin de olduğu Türkiye Milli Kültür Vakfı 40. yaşını adına yaraşır, kendine yakışır bir törenle kutlayacak: 40 Vakıf İnsana Vefa.

‘Vakıf insan’ ne demek?

Bunu TMKV Başkanı Prof. Dr. Salih Tuğ şöyle açıklıyor: “Milli Kültürümüzün ana unsurlarından olan dil, din, sanat dalları, tarih, gelenek ve göreneklerimizin muhafazası ve yaşatılması, yeni nesillere aktarılması ancak ve ancak seçkin aydınların emeği ve hiçbir karşılık beklemeksizin gerçekleştirdiği hayırlı hizmetlerle mümkün olabilmektedir. Toplumumuzun öne çıkan mütefekkir ve fonksiyonel aydın kesimleri, gerek çeşitli sivil toplum kuruluşlarında ve gerekse kendi ferdî sây ü gayretleriyle pek çok önemli, unutulmaz ve kalıcı kültürel hizmetler gerçekleştirmiş bulunmaktadır. İster ak-pak binitleriyle atlanıp aramızdan ayrılmış ve Rahmet-i Rahmân’a kavuşmuş olsun, ister halen toplumumuzda ve ön sıralarda duran, milli kültürümüzün bu emekçilerini yâdetmek ve ayrıca onların ektiklerinin unutulmaz faziletlerini ve mahsullerini, Türkiye Milli Kültür Vakfı’ nın kırkıncı kuruluş yılında, bir kere daha gözler önüne sermek istedik.”

40 Vakıf insan arasında kimler var?

Programda 40 vakıf insanı, dostları ve/ya talebeleri anlatacak.

İşte onlardan bazıları:

Nurettin Topçu ve Cahit Okurer’i İsmail Kara, Necip Fazıl Kısakürek’i Rasim Özdenören, Mahir İz’i Uğur Derman, Uğur Derman’ı Savaş Çevik, Hayrettin Karaman’ı Raşit Küçük, Hekimoğlu İsmail’i Recep Şükrü Apuhan, Şule Yüksel Şenler’i Hilal Turan, Cinuçen Tanrıkorur’u Yalçın Çetinkaya, Cemil Meriç’i Mustafa Armağan, Turgut Cansever’i Halil İbrahim Düzenli, Galip Erdem’i Cezmi Bayram, Sabri Ülker’i Mustafa Özel, Orhan Okay’ı Abdullah Uçman, Fethi Gemuhluoğlu’nu Alaattin Büyükkaya, Süleyman Yalçın’ı Metin Eriş, Sabahattin Zaim’i Sabri Orman, Sâmiha Ayverdi’yi Kazım Yetiş anlatacak. Ve Tarık Buğra, Turgut Özal.

Devamını oku...

AHİLİK TEŞKİLATININ SOSYAL HAYATA KATKILARI

AHİLİK TEŞKİLATININ SOSYAL HAYATA KATKILARI

ANZAVUR DEMİRPOLAT
GÜRSOY AKÇA

SELÇUK ÜNİ. FEN-EDEBİYAT FAK. SOSYOLOJİ BÖLÜMÜ

AHİLİK TEŞKİLATININ SOSYAL HAYATA KATKILARI
Yazar Sebahattin Güllülü, Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nun, Orta Asya’dan gelen Türkmen kitlelerini devlet varlıkları ve verimli toprakları için bir tehdit unsuru olarak algıladığı, onların kendisi için arz ettiği tehlikeleri bertaraf etmek üzere, Türkmen kitlelerini Anadolu’ya yönlendirdiği iddiasındadır. Ona göre; Büyük Selçuklu İmparatorluğu, bu kitlelerdeki aşiret yapısını parçalayarak yerleşik hayatı onlar için bir zorunluluk haline getirmeye çalıştı. Bu zorunluluk, bir yandan göçebe kitlelerini dağılan aşiret yapısı yerine yeni birlikler ikame etmeye zorlarken, bir yandan da söz konusu kitlelerin hayvancılığa dayalı ekonomilerini yerleşik hayat tarzının gereği olan tarım ve el sanatlarına doğru değişimine neden olmuştur. Zaten bu kitlelerden bir kısmı yerleşik hayatla daha önceden tanışmışlardı. Yerleşik hayatla tanışık olanlar, şehirlere yerleşmeyi tercih ediyorlardı. Çünkü bunlar şehirlerde yaşamanın temel şartı olan bir iş ve meslek sahibi olma vasfını taşıyorlardı. Büyük çoğunluğu teşkil eden göçebe Türkmenler ise, coğrafi uygunluğu nedeniyle İç Anadolu bozkırlarını yaşam alanları olarak tercih ediyorlardı. Bundan dolayı Anadolu’nun tamamı göz önüne alındığında, Orta Anadolu, daha hızlı bir İslamlaşma ve Türkleşme seyrine sahne olmuştur. Şehirlerdeki Türkleşme ve İslamlaşmanın hız kazanması için göçebe Türkmenlerin şehirlerde yerleşmeleri temin edilmeliydi. Bunun yolu da bu göçebe kitlelerini bir sanat ve meslek sahibi yapmaktan geçmekteydi.

Devamını oku...

f t g m