• RestoraTÜRK

  • "Mimari, insan ile varlık arasındaki ilişkiyi düzenleyen disiplindir."

  • RestoraTÜRK

  • RestoraTÜRK

Copyright 2017 - Custom text here

TMKV 40 YAŞINDA

TMKV 40 YAŞINDA

40 Vakıf insana vefa

Bu programlar keşke her haftaya yayılsaydı. Yıl boyunca 40 hafta isteyenler katılma imkanını bulabilseydi. 05 Kasım 2009 Perşembe 13:43 Kurucuları arasında merhum Mahir İz, Cahid Okurer, Sabahattin Zaim gibi isimlerin de olduğu Türkiye Milli Kültür Vakfı 40. yaşını adına yaraşır, kendine yakışır bir törenle kutlayacak: 40 Vakıf İnsana Vefa.

‘Vakıf insan’ ne demek?

Bunu TMKV Başkanı Prof. Dr. Salih Tuğ şöyle açıklıyor: “Milli Kültürümüzün ana unsurlarından olan dil, din, sanat dalları, tarih, gelenek ve göreneklerimizin muhafazası ve yaşatılması, yeni nesillere aktarılması ancak ve ancak seçkin aydınların emeği ve hiçbir karşılık beklemeksizin gerçekleştirdiği hayırlı hizmetlerle mümkün olabilmektedir. Toplumumuzun öne çıkan mütefekkir ve fonksiyonel aydın kesimleri, gerek çeşitli sivil toplum kuruluşlarında ve gerekse kendi ferdî sây ü gayretleriyle pek çok önemli, unutulmaz ve kalıcı kültürel hizmetler gerçekleştirmiş bulunmaktadır. İster ak-pak binitleriyle atlanıp aramızdan ayrılmış ve Rahmet-i Rahmân’a kavuşmuş olsun, ister halen toplumumuzda ve ön sıralarda duran, milli kültürümüzün bu emekçilerini yâdetmek ve ayrıca onların ektiklerinin unutulmaz faziletlerini ve mahsullerini, Türkiye Milli Kültür Vakfı’ nın kırkıncı kuruluş yılında, bir kere daha gözler önüne sermek istedik.”

40 Vakıf insan arasında kimler var?

Programda 40 vakıf insanı, dostları ve/ya talebeleri anlatacak.

İşte onlardan bazıları:

Nurettin Topçu ve Cahit Okurer’i İsmail Kara, Necip Fazıl Kısakürek’i Rasim Özdenören, Mahir İz’i Uğur Derman, Uğur Derman’ı Savaş Çevik, Hayrettin Karaman’ı Raşit Küçük, Hekimoğlu İsmail’i Recep Şükrü Apuhan, Şule Yüksel Şenler’i Hilal Turan, Cinuçen Tanrıkorur’u Yalçın Çetinkaya, Cemil Meriç’i Mustafa Armağan, Turgut Cansever’i Halil İbrahim Düzenli, Galip Erdem’i Cezmi Bayram, Sabri Ülker’i Mustafa Özel, Orhan Okay’ı Abdullah Uçman, Fethi Gemuhluoğlu’nu Alaattin Büyükkaya, Süleyman Yalçın’ı Metin Eriş, Sabahattin Zaim’i Sabri Orman, Sâmiha Ayverdi’yi Kazım Yetiş anlatacak. Ve Tarık Buğra, Turgut Özal.

Devamını oku...

AHİLİK TEŞKİLATININ SOSYAL HAYATA KATKILARI

AHİLİK TEŞKİLATININ SOSYAL HAYATA KATKILARI

ANZAVUR DEMİRPOLAT
GÜRSOY AKÇA

SELÇUK ÜNİ. FEN-EDEBİYAT FAK. SOSYOLOJİ BÖLÜMÜ

AHİLİK TEŞKİLATININ SOSYAL HAYATA KATKILARI
Yazar Sebahattin Güllülü, Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nun, Orta Asya’dan gelen Türkmen kitlelerini devlet varlıkları ve verimli toprakları için bir tehdit unsuru olarak algıladığı, onların kendisi için arz ettiği tehlikeleri bertaraf etmek üzere, Türkmen kitlelerini Anadolu’ya yönlendirdiği iddiasındadır. Ona göre; Büyük Selçuklu İmparatorluğu, bu kitlelerdeki aşiret yapısını parçalayarak yerleşik hayatı onlar için bir zorunluluk haline getirmeye çalıştı. Bu zorunluluk, bir yandan göçebe kitlelerini dağılan aşiret yapısı yerine yeni birlikler ikame etmeye zorlarken, bir yandan da söz konusu kitlelerin hayvancılığa dayalı ekonomilerini yerleşik hayat tarzının gereği olan tarım ve el sanatlarına doğru değişimine neden olmuştur. Zaten bu kitlelerden bir kısmı yerleşik hayatla daha önceden tanışmışlardı. Yerleşik hayatla tanışık olanlar, şehirlere yerleşmeyi tercih ediyorlardı. Çünkü bunlar şehirlerde yaşamanın temel şartı olan bir iş ve meslek sahibi olma vasfını taşıyorlardı. Büyük çoğunluğu teşkil eden göçebe Türkmenler ise, coğrafi uygunluğu nedeniyle İç Anadolu bozkırlarını yaşam alanları olarak tercih ediyorlardı. Bundan dolayı Anadolu’nun tamamı göz önüne alındığında, Orta Anadolu, daha hızlı bir İslamlaşma ve Türkleşme seyrine sahne olmuştur. Şehirlerdeki Türkleşme ve İslamlaşmanın hız kazanması için göçebe Türkmenlerin şehirlerde yerleşmeleri temin edilmeliydi. Bunun yolu da bu göçebe kitlelerini bir sanat ve meslek sahibi yapmaktan geçmekteydi.

Devamını oku...

EMREHAN KÜEY - KÜLTÜR VE HİZMET ADAMI

Manisa MEVLANA ARAŞTIRMALARI KÜLTÜR VE SANAT DERNEĞİ (MAKSAD)'ın Başkanı, C.B.Ü. Vakfı başkanlığı sırasında Manisa Mevlevihanesinin ihyasına vesile olan kültür ve hizmet adamı

EMREHAN KÜEY

Mevlana Araştırma Kültür ve Sanat Derneği Başkanı Emrehan Küey’i 13 Mart 2006 tarihinde vefat etmiştir. Celal Bayar Üniversitesi Öğretim Görevlisi olan Emrehan Küey, MAKSAD (Mevlana Araştırma Kültür ve Sanat Derneği) Başkanlığının yanı sıra Manisa Aydınlar Ocağı ve Kuvayı Milliye Derneği Manisa Şubesi Başkanıydı.

O bir hizmet eriydi… “Dede himmet” dediklerinde “Oğul hizmet!” buyurmuşlar. İşte Emrehan Küey’in adı hizmetle anılırdı. Himmeti hak eden biriydi O. Neye hizmet etti? Türk kültürüne, Türk sanatına, Türk Edebiyatına kısacası Türk İrfanına…

Üniversiteye intisap etmeden önce kurduğu Akademi Kitabeviyle yüzeliden fazla kitabın yayınlanmasını sağladı. Kitapları basarken ticarî zihniyetten uzaktı. İşini devam ettirebilecek geliri temin için üniversite ders kitabının haricinde bilimsel, millî kültüre yönelik yayınlar yapmıştır. Ayrıca irfan hayatımıza yön veren yüzlerce kitabın dağıtımını üstlenmiştir. Kitabevinin gayesi Türk Kültür hayatına hizmetti, dünyevî kazanç önemli değil düşüncesindeydi.

Devamını oku...

Saliha Sultan Çeşmesinin Hikayesi

SALİHA SULTAN SEBİL VE ÇEŞMESİ;

İstanbul’ un en turistik bölgelerinden biri olan Beyoğlu, Unkapanı Köprüsü ayağında, Sokullu Mehmet Paşa Camii arkasında yer alan Saliha Sultan Sebili ve Çeşmesi restorasyonuna Eylül 2005 tarihinde başlandı. 5 ay süren bir çalışma sonucunda özellikle çeşmenin altın varaklı çatısı ve kubbeleri aslına uygun olarak yenilendi.
Sponsor Firma: (Kuveyt Türk)

İŞTE ÇEŞMEMİZİN HİKAYESİ:

IV. Mehmet"in eşi Rabia Gülnuş Valide Sultan, bir gün Azapkapı taraflarından geçerken, gözüne buradaki basit çeşmenin önünde ağlamakta olan küçük bir kız çocuğu çarpar. Küçük kızı avutmak amacıyla eline biraz para sıkıştırmak isterse de, çocuk "testisi kırıldığı için değil, evine su götüremeyeceği için ağladığını" söyler. Saliha adındaki bu kızın cevabından hoşlanan Sultan, onu sarayına alır ve yıllarca özenle büyütür, yetiştirir. Yaşı gelin ce de oğlu II. Mustafa ile evlendirir. Saliha Sultan, yıllar önce önünde testisinin kırıldığı o basit, küçük mahalle çeşmesinin yerine, mevkiine yaraşan büyük bir çeşme yapılmasını arzu eder. Yıllar sonra oğlu 1. Mahmut tahta çıktığında, annesinin bu arzusunu yerine getirmek için harekete geçer. Kayserili Mustafa Ağa"ya, Lale Devri üslubuna uygun, her yanı nefis taş işçiliğiyle süslü çeşme yaptırır. Suyunu da Topuzlu Bendi"ne bağlı Taksim Suyu"ndan getirtir.

medeniyetimiz.com

OSMANLI'DA ÇARŞI

Popüler Tarih bu ay, Tanzimat öncesinin ‘klasik’ renkleriyle donanmış çarşı ve bedestenlerin, Avrupaî tarzdaki mağazalar döneminin öncesinde, yüzyıllar boyunca, nasıl Osmanlı kentinin hayat damarlarını oluşturduğunu inceledi.

Osmanlı kentinin hayat damarları gerçekten, başka hiçbir yerde olmadığı kadar, çarşıda atar; orada, her tabakadan erkek ve kadın karşılaşır, çok farklı diller ve yerel ağızlar (dialekt) orada bir araya gelir.

Aslında, Maurice M. Cerasi’nin de ‘Osmanlı Kenti’ başlıklı yapıtında (YKY, Şubat 1999) vurguladığı gibi, levanten Osmanlı kenti tek ve temsilî bir merkeze sahip olmasa da, ‘çarşı’ kent cemaatinin ve gündelik yaşamdaki hemen her şeyin iç içe geçip ‘kaynaştığı’ yerdir.

Osmanlı’nın ‘millet’ sistemine dayanan ‘polietnik’ imparatorluk yapısı çerçevesinde, dinî ve kültürel etkinlikler bir tür belirsizlik içinde kalmış olsalar da, çarşı, kent sakinlerinin bütünü için ‘özel’ bir yerdir. Yani günümüzün bakış açısıyla ‘kamusal’ bir alandır.

Çarşıda, sadece ticaret değil, siyaset de vardır; iş tartışmaları kadar, devlet dedikoduları da buralarda yapılır. Cerasi’nin ‘Osmanlı Kenti’ adlı yapıtında belirttiği gibi, “Osmanlı kentinin hayat damarları, başka hiçbir yerde olmadığı kadar, ‘merkez-çarşı’da atar…

Osmanlı kenti deyince akla gelen de, özellikle Anadolu ve Rumeli’de, halkın ahşap yapılarda oturduğu; ancak külliyeler ve kapalıçarşılar gibi, kamu hizmeti veren, vakıflara bağlı, çoğu taş, kalıcı yapıların da yer aldığı yerleşim alanlarıdır.

Prof. Dr. Hüseyin G. Yurdaydın tarafından yayına hazırlanmış olan Matrakçı Hasuk’un “Beyân-ı Menâzil-i Sefer-i Irâkeyn…”inde de belirtildiği gibi, ulucamiler, kervansaray, hamam ve pazarlar, Anadolu’da yüzde 55, Anadolu dışında ise, yüzde 46 oranında şehir ortasındadır.

Devamını oku...

f t g m