• RestoraTÜRK

  • "Mimari, insan ile varlık arasındaki ilişkiyi düzenleyen disiplindir."

  • RestoraTÜRK

  • RestoraTÜRK

Copyright 2017 - Custom text here

Balkanlarda Hacı Bektaş Veli Ve Bektaşilik

Balkanlarda Hacı Bektaş Veli Ve Bektaşilik İzleri Araştırıldı

Kültür ve Turizm Bakanlığınca, 2009 yılının büyük düşünür ve Anadolu aydınlanmasının öncülerinden Hacı Bektaş Veli’nin doğumunun 800. yılı olması nedeniyle bir dizi etkinlik gerçekleştirilmektedir.

Bu etkinlikler kapsamında Kültür ve Turizm Bakanlığı, Araştırma ve Eğitim Genel Müdürlüğü “Balkanlarda Hacı Bektaş Veli İzleri” konulu bir proje oluşturmuş ve uygulamaya koymuştur.

Uygulamaya konulan proje ile, Balkanlarda günümüzde varlığını koruyan Hacı Bektaş Veli düşüncesi paralelinde ortaya çıkmış akımlar ile bu düşüncenin takipçileri olan erenlerin günümüze kalan izlerinin ortaya konulması hedeflenmiş, Makedonya, Bulgaristan ve Arnavutluk’u kapsayan projenin ilk aşamasında 03-14 Mayıs 2009 tarihleri arasında Makedonya ve Bulgaristan’ın çeşitli bölgelerinde alan araştırması çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümü ise 17-26 Ağustos 2009 tarihleri arasında Arnavutluk’ta gerçekleştirilmiştir.

Devamını oku...

Turkish Humanism and Anatolian Muslim Saints (Dervishes)

Turkish Humanism and Anatolian Muslim Saints (Dervishes)

Turkish Humanism and Anatolian Muslim Saints (Dervishes)

TURKISH HUMANISM AND ANATOLIAN MUSLIM SAINTS (DERVISHES)


Khorasan Dervishes , including “Hacı Bektaş-i Veli” the great Turkish thinker, had mixed up in the same culture, Christian communities living in Anatolia with Turkmen groups come by immigration, through activities of education and reconstruction and had not played a vital role in creation of cultural integrity in Anatolia and constitution of Central Authority.   A number of Dervishes who had come to Anatolia by way of immigration settled in secluded road junctions, opened lodges (Zaviye) there, and these institutions established on unsettled territories had been converted into centers of culture, reconstruction and religion in time.

Thus religious communities had been spread out everywhere; rules of  ethic, decency, behaviour, belief had been standardised, knowledge and science had been produced and expanded in these centers within the framework of availabilities of the era. That these Dervishes had settled in villages and cultivated soil and dealt with education had been also supported by Rulers, and a number of privileges had been granted to Dervishes.

Consequently lodges had been set up even at the most remote corners of Anatolia and a common cultural texture had been commenced forming thanks to the education provided. One of Khorasan Dervishes who had arrived in Anatolia is “Hacı Bektaş-i Veli”. “Hacı Bektaş-i Veli” was born in 1248 B.C. in Nishabur city of Khorasan in Iran and spent his childhood and youth in Khorasan; learned philosophy, social and technical sciences in “Hoca Ahmet Yesevi” Center and after travelling and studying Iran, Iraq, Arabia arrived in Anadolia in 1275/80 B.C. and settled in Hacıbektaş (formerly called Sulucakarahöyük). In that era Anatolia had been crushed under Mongolian invasion on the one part and had faced with great political and economic crisis as well as struggles of throne on the other part. “Hacı Bektas-i Veli” who had settled in Sulucakarahöyük in such condition improved his philosophy and began to educate students. His system of thought based on tolerance and love of human being had spread shortly to masses of great people in Cappadocia which had been a greet center of Christianity and adopted by the people.

Devamını oku...

TÜRK DİL BAYRAMI -"TÜRK DİL TRENİ"

Karaman'da her yıl 9-13 Mayıs'ta kutlanan Türk Dil Bayramı'nın bu yıl gerçekleştirilecek etkinlikleri kapsamında oluşturulan "Türk Dil Treni", 10 Mayıs Salı günü Haydarpaşa Garı'ndan Karaman'a uğurlanacak.

Konuya ilişkin yapılan yazılı açıklamaya göre, Karaman'da her yıl 9-13 Mayıs'ta kutlanan Türk Dil Bayramı'nın, bu yıl 734'üncüsü kutlanacak.

Karaman Valiliği ve Karaman Belediyesinin iş birliğiyle kutlamalar kapsamında bu yıl ilk kez oluşturulan  "Türk Dil Treni", sanatçılar, üniversite öğrencileri, İstanbul ve Avrupa'da yaşayan Karamanlılarla  birlikte 10 Mayıs Salı günü Haydarpaşa Garı'ndan yola çıkacak.

Devamını oku...

Bed'-i Besmele (Amin Alayı)

Bed'-i Besmele (Amin Alayı)

Osmanlı Devleti’nde geleneksel öğretim kurumlarından biri olan dârüttalîm, taş mektep, mahalle mektebi gibi adlarla da anılan sıbyan mektepleri dinî bilgilerin öğretildiği kurumlardır. (1) Dinî bilgileri öğrenmek için ilk aşama Besmele’yi öğrenmektir. Bed’-i Besmele ise “Besmele’ye başlamak” anlamına gelir. Osmanlı Devleti’nde çocuklar dört veya beş yaşına geldiklerinde ilk mektebe, bugünkü karşılığı ile ilkokula başlarken düzenlenen törene “Bed’-i Besmele/Bed’-i Besmele Cemiyeti” veya tören sırasında okunan dualara “âmîn” denildiği için “Âmîn Alayı” adı verilmiştir. (2)

Bed’-i Besmele törenlerinin, törene katılan çocukların okul korkusunu giderme, çocuklara okuma isteğini aşılama ve çocukları arkadaşlarıyla kaynaştırma gibi önemli pedagojik amaçları vardır. Tâhirü’l-Mevlevî, Mahfel dergisinde kaleme aldığı “Mektebe Başlama” adlı yazısında, Bed’-i Besmele törenlerinin, ailenin sosyo-ekonomik durumuna göre şekillendiğini belirttikten sonra, sosyo-ekonomik durumu iyi olan bir aile tarafından düzenlenen Bed’-i Besmele törenini ayrıntılarıyla anlatmıştır. Bu yazıda anlatılanları şu başlıklarla özetleyebiliriz:(3)

Devamını oku...

Ankara Köylerinde Halen Yapılan Tatlılar

1.Malak Hamuru (corkalak, kedi batmaz):

Çorba tenceresi içinde bir kaşık eritilir. Üzerine su konur ve tuz atılarak kaynatılır. Kaynayan suyun içine bir kepçe un koyup devamlı olarak karıştırılır. Bu un koyup karıştırma işine miktarı yetecek kadar devam edilir. Un karıştırma işi bitince, tencerenin bir kenarından bez ile tutulup diğer el ile 15 dakika kadar ocak üzerinde karıştırmaya devam edilir ve ocaktan alınır.

Başka bir kapta yağ eritilir. Kepçe, hamuru tutmaması için yağa batırılıp, tenceredeki hamurdan bir kepçe alınır. Bir kaşık ile de, hamurdan alınan parçalar yağa bandırılarak bir tepsiye dizilir. Dizme işi bitince artarsa başka bir tepsiye devam edilir. Tepsi üzerinde hamur parçalarının üzerine toz şeker serpilir ve az soğutularak yenilir.

2. PEKMEZ HELVASI

Öküz helvası da denir. Eskiden öküz gütmeye giden çobanların çantasına yiyecek olarak hazırlanıp konduğundan dolayı bu isim verilmiştir.

Kavrulmuş un ile pekmez karıştırılıp el ile yoğrulup katıca şekil verilir. Yuvarlatılır. Bu haliyle iyi bir karın doyurucu kış yemeğidir. Kolay bozulmaz. Pekmez bulamayınca şeker şerbeti ile yapıldığı da olur.
ikiside çok güzel tatlılar tavsiye ederim
afiyet olsun

Serdar Salih Özdemir

f t g m