• RestoraTÜRK

  • "Mimari, insan ile varlık arasındaki ilişkiyi düzenleyen disiplindir."

  • RestoraTÜRK

  • RestoraTÜRK

Copyright 2017 - Custom text here

SU YAPILARININ TARİHSEL GELİŞİMİ

SU YAPILARI TARİHİ

İnsan yaşamındaki vazgeçilemez önemi sebebi ile su günümüzde olduğu gibi tarih boyunca da en kıymetli ihtiyaç maddesi olmuştur. İnsanoğlu binlerce yıl öncesinden itibaren tatlısu kaynaklarını bir kanal ile şehirlerine akıtmayı, bentler inşa ederek suyu depo etmeyi, tepelerin yamaçlarına galeriler açarak yeraltı sularını kaynak suları haline getirmeyi başarmış ve şehirlere getirilen sular toprak künkler ile oluşturulan şebeke sistemleri ile çeşme, hamam ve sarnıç gibi yapı elemanlarına akıtılmıştır.       

Yoğun savaşlara sahne olan ilk ve orta çağlarda şehirler korunma amacı ile surlarla çevrilmeye başlayınca sur dışında kalan su toplama tesisleri ve isale hatları korunmasız kalmış ve bu şehirlere yapılan saldırılar sırasında şehri teslim olmaya zorlamak için kuşatmayı düzenleyenlerin ilk yaptıkları iş sur dışındaki su tesislerini tahrip etmek olmuştur. Bu olgu sebebi ile zamanla şehir içlerinde çok sayıda su sarnıcı yapılmaya başlanmıştır. Su tesislerinin İstanbul'daki tarihsel gelişimide bundan farklı değildir.

İstanbul'un Osmanlılar tarafından feth edilmesinden sonra ise şehir içindeki sarnıçlara hiç itibar edilmemiştir. Büyük ölçüde tahrip olan sur dışı ve sur içi isalehatları ise hemen fetihten itibaren tamir edilmeye başlanmış ve çok sayıda yeni su tesisleri yapılmaya başlanmıştır. Başta saraylar, camiler, hamamlar, kışlalar ve bazı devlet adamlarının evleri olmak üzere çeşitli yapılarada su getirilmiş olmakla beraber suyun halka sunulmasında ana unsur çeşmeler olmuştur. İstanbulda yapılan ilk türk çeşmeleri ise fetihten önceki yıllara rastlar ve kitabeleri olmamakla beraber mimari stillerine bakarak Anadolu ve Rumeli Hisarı civarındaki bazı çeşmeleri bunun delili olarak gösterebiliriz.

Fetihle birlikte sur içinede su tesisleri yapılmaya başlanmış ve Halkalı suları ile Kırkçeşme ve Kağıthane suyu tesisleri gibi tesisler oluşturularak şehrin su ihtiyacı karşılanmaya çalışılmıştır. Beyoğlu,Galata,Kasımpaşa ve Boğaz hattı boyunca nüfusun artmaya başlaması ile birlikte bu bölgelere su getirmek amacı ile Taksim suyu tesisleri ve Hamidiye suyu tesisleri inşa edilmiştir. Üsküdar bölgesine de zamanla çok sayıda su yolu inşa edilmiştir. Beykoz bölgesinde ise büyük su tesisi inşa edilmemiş olmakla beraber çok sayıda kısa suyolu yapıldığını ve bölge halkının ihtiyacını karşılayabilmek için çeşmeler inşa edildiğini biliyoruz. Su tesislerinin ana yapı elemanları olan bentler, kemerler,galeriler, maksemler ve su terazileri gibi unsurlar genellikle devlet bütçesi ile inşa edilmiş olmakla beraber çeşme ve sebiller ise çoğunlukla birer hayır eseri olarak şahıslar tarafından inşa edilmiştir.

  
 
Büyük çoğunluğu çok ince bir oyma işçiliğine sahip olan çeşmelerin bir bölümü kesinlikle dünyanın en güzel çeşmeleridir ve bu anıtsal eserler nadide bir elbise üzerine işlenmiş mücevherler gibi İstanbul'a ayrı bir güzellik katmaktadırlar. Çeşmeler bulundukları yerlerin ismine ilham kaynağı ve adres tarifinde önemli birer unsur olmuşlardır. Her devirde şiirlere, şarkı ve türkülere , minyatür ve gravürlere konu olmuşlar. Geniş saçakları ile insanların dinlenip gölgelendiği ve diğer insanlarla tanışıp sohbet ettiği, nice dostlukların kurulduğu ve aşıkların buluştuğu mekanlar olmuşlardır. Onlar birer çeşme olmanın da ötesinde türk insanının sosyal yaşamında ve kültüründe önemli bir anlam taşımaktadır.

Kaynak

f t g m