• RestoraTÜRK

  • "Mimari, insan ile varlık arasındaki ilişkiyi düzenleyen disiplindir."

  • RestoraTÜRK

  • RestoraTÜRK

Copyright 2017 - Custom text here

MÜZİK VE MİMARLIK

Müzk ve Mimari Senkronu

Müzik insan yaşamına ne zaman ve nasıl girmiştir ? Bunu kimse kesinlikle bilemeyecektir belki de.. Ama bu girişin konuşmadan önce olduğunu düşünmek akla aykırı değildir. Mağaralarda yaşayan ilkel insanlar, müzik sesi verebilecek bazı ses kaynaklarını tanıyor olmalıdırlar. Örneğin esen rüzgarın bataklıktaki kırık kamışlarda çıkardığı sesi duymuş ve böyle bir kamışa kendisi üfleyerek ses çıkarmaya çalışmış olabilirler. Veya mağarada sevinç ya da üzüntülerini belirtmek için çıkardıkları sesler onlara ilk müzik duygusunu vermiş olabilir. Ya da daha sonraları gerilmiş bir kirişin çıkardığı sesler ilgilerini çekmiş olabilir. Bunların hangisinin daha etkin olduğunu belki hiçbir zaman bilemeyeceğiz. Ama, müzik duygusunu verebilmek için frekansları farklı seslerin duyulması gerektiğini biliyoruz.

Herhangi bir sesi duyan ya da çıkaran ilkel insanın bunun ardından gelecek ya da onunla birlikte duyulacak ve hoşa giden bir duygu uyandıracak sesleri aramış olduğu ve bunu bir yolla elde etmiş olduğundan kuşku yoktur.Burada müzik adına küçük bir açıklama yapalım; kulağımızın duyduğu seslerin tümünü müziğinde kullanan hiçbir ulus yoktur. Her ulus ya da kavim bu işitme bölgesinde kendine göre bazı seçimler yapmış ve o sesleri ya da ses dizilerini kullanmıştır. İki nota arasının, yani sekizlinin değişik biçimde ve sayıda bölünmelerinden oluşan genel diziler içinde klasik çok sesli müziğin kabulü on iki eşit aralıktan oluşan tanpere dediğimiz dizidir. Bizim müziğimiz ise eşit olmayan aralıklardan meydana gelen yirmi dörtlü bir dizi kullanmaktadır. Yapılan analizler bu dizinin doğal seslere ve dizilere çok daha uyumlu olduğunu göstermektedir. Bu sonucun ispatı niteliğinde şöyle bir deney yapılmıştır. Piyano gibi sabit aralıklı tanpere bir ses eşliği olmaksızın yapılan keman gibi eşiksiz sazların icralarında kemancıların eşit aralıklı diziyi değil doğal diziyi kullandığı görülmüştür. Serbest icra yapan insan sesi de aynı davranışı sergilemektedir.

Kişisel beğeni ile basitçe yapılan alaturka-alafranga ayrımının arkasındaki oluşumları bilmenin ve doğal bir mekan oluşturmaya çalışırken elimizdeki mimari enstrümanların olanaklarını kavramanın yararlı olacağını düşünüyorum.Müzik deyince akla sadece bir konser salonu gelmemektedir artık. Günümüz mimarisinde, örneğin bir alışveriş merkezinin ya da bir otel lobisinin, lokantanın hatta büyük bir ofisin tamamlayıcı unsurlarından birisidir müzik. Müziğin arttırdığı verim düşünüldüğünde bir sanayi tesisinde bile kullanılması artık şaşırtmıyor bizi.. Onun, en uygun yerden ve kaynaklardan, mekanı tamamlayacak biçimde verilmesi aranan bir koşuldur. Bir başka deyişle o mekanlarda yaşam, müziksiz düşünülemez olmuştur artık. Peki bu düzenlemenin sorumlusu, brüt beton bıraktığımız yüzeye alçı sıva çeken, ahşap kapladığımız yüzeye duvar kağıdını uygun gören dekoratör kolaylığında, sadece kullandığı hoparlörü ve onun için gerekli kabloyu tanıyan elektrikçi midir ?..Burada müzik, mekan kurgusunun bir elemanıdır artık. Gece olduğunda ışığın farklı konumu ve şiddeti nasıl mekanı çok farklı biçimlerde algılatabiliyor ve yaşatabiliyorsa, sesin varlığı, biçimi, tarzı, yayın koşulu, seviyesi ve zamanlaması gibi faktörler de aynı şekilde mekanın algılanma biçimini etkilemektedir.

Kaynak için tıklayın.

f t g m