• RestoraTÜRK

  • "Mimari, insan ile varlık arasındaki ilişkiyi düzenleyen disiplindir."

  • RestoraTÜRK

  • RestoraTÜRK

Copyright 2017 - Custom text here

Suların Gizlediği Harika Eser; Mağlova Kemeri

SULARIN GİZLEDİĞİ HARİKA ESER

Alibeyköy Barajı'nın kuraklık sebebiyle sularının çekilmesi, Mimar Sinan'ın en önemli eserlerinden biri olan “Mağlova Kemeri”nin tamamen ortaya çıkmasını sağladı.

Mağlova Kemeri'ne ilişkin bilgi veren Sanat Tarihi Uzmanı Prof. Dr. Semavi Eyice de, Mimar Sinan'ın dünya mimarlık tarihine girebilecek muhteşem bir eser yaptığını dile getirdi.

Eyice, “Dini mimaride Süleymaniye ve Selimiye camileri neyse, sivil mimaride de Mağlova kemeri o derece önemli bir eserdir. Benim nazarımda onu baraj gölü içinde bırakmak Türk sanat tarihi açısından yapılmış en büyük cinayettir” dedi.

Mağlova'nın iki sıra kemer halinde yapıldığını ifade eden Eyice, “Yalnız suyu nakletme görevi olan bir eser değil, estetik bakımdan da harikulade bir şaheser. Avrupalılar tetkik ettiklerinde bunu Roma eseri zannetmişler. İspat edildi ki, bu, Sinan'ın Kanuni Sultan Süleyman zamanında İstanbul'a daha çok su getirmek üzere yaptığı bir eserdir” diye konuştu.

Kanuni Sultan Süleyman'ın, Mimar Sinan'a, “Öyle bir su getiresin ki, İstanbul'un mahallelerinde çocuklar ve ihtiyarlar testileriyle gelip su doldurabilsinler ve benim devletimin yaşaması için bana dua etsinler” sözleriyle kemerleri yaptırdığını anlatan Semavi Eyice, “Biliyorsunuz, su, İslamiyette en büyük hayrattır. İstanbul'da bini aşkın çeşme yapılmıştır. Dünya tarihinde iki medeniyet vardır ki suya büyük önem vermiştir. Bunlardan biri Romalılar, biri de Osmanlılardır. Biz bunlara bakmadık. Vakıf sularını da tahrip ettik” dedi.

Prof. Dr. Eyice, baraj gölü projesi gündeme geldiğinde Anıtlar Kurulu'nda üye olarak bulunduğunu, kendisinin Mağlova Kemeri'nin bulunduğu bölgede baraj gölünün yapılmasına itiraz eden tek kişi olduğunu bildirdi.

Ancak baraj gölünün yapılması ile buraya su toplamaya başlandığını ifade eden Eyice, “Böyle bir sanat eserinin göl içinde kalmasına Allah da razı olmamış. Arazi de iyi etüt edilmemiş herhalde, su tutmuyordu. Hesaplara göre birinci katı geçecek olan sular, ancak birinci katın altındaki mahmuzlara kadar çıkıyordu. Su kaçıyormuş, tam teşekkül edemiyormuş” diye konuştu.

Eyice, bir barajın gölünün ömürünün 35-40 sene olduğunu öğrendiğini anlatarak, gölün yanındaki araziden kaynaklanan erozyonla baraj gölünün kapanacağına, orada bulunan tarihi eserlerin ise daha da toprağa gömüleceğine dikkat çekti.

Semavi Eyice “Bu barajı olduğu gibi kuru bırakmak en doğrusu. Türk sanatının başta gelen bir eserinin bu şekilde tahrip edilmesi doğru değildir” dedi.

ÇEKÜL Vakfı Mimar Sinan gönüllerinin düzenlediği gezide Mağlova Kemeri'ni görme fırsatı bulan Arkeolog Görkem Kızılkayak da, barajın sularının çekilmesindeki en önemli faydasının eserin tamamını görebilmek olduğunu dile getirdi.

Kızılkaya, suların çekildiği arazideki kemerin, henüz barajın yapılmadığı 16'ıncı yüzyıldaki görüntüsüne sahip olduğunu belirterek, “Tarihi yapıda herhangi bir hasar yok” diye konuştu. Mağlova Kemeri'nin hala su taşıma görevini sürdürdüğüne dikkat çeken Kızılkayak, İSKİ'nin halen kemerin üzerinden su geçirdiğini söyledi.

Erken Bizans döneminden beri işleyen İstanbul'un su şebekesi, Kanuni Sultan Süleyman tarafından Mimar Sinan'a yenilettirilerek, 20 yüzyıla kadar ilave işlemlerle genişlettirildi. Sinan, Kanuni döneminde bu sistemi muazzam mali olanaklarla ve mimarlar kadrosuyla yeniledi.

İstanbul'a su getiren 3 ana şebekeden biri olan Kırkçeşme suları da, Belgrad ormanları ve Kemerburgaz'dan çeşitli bentlerle desteklenerek Eyüp üzerinden Eğrikapı maksenine getirildi ve
İstanbul yarımadasını besledi. Bu sistemin Bent, Uzun, Güzelce, Müderris köyü ve Mağlova kemeri ile baş havuzunu Mimar Sinan yaptı.

Mağlova Kemeri mekandan soyutlanmış yapısal iskeletiyle sadece kemer mimarisinin değil, yapısal kuruluşun yeryüzündeki en iyi örneklerinden kabul ediliyor.

Mimar Sinan tarafından 1554-1562 yılları arasında 35 metre yüksekliği ve 257 metre boyuyla Alibey deresi vadisi üzerinde yapılan Mağlova Kemeri, işlevsel bir yapı alanına Mimar Sinan'ın dehasını nasıl aktardığının somut bir örneğini oluşturuyor.

Çift katlı geniş kemerli orta bölüm sel yaran ve mahmuzların eğimini katlar boyunca sürdüren köşeli ve eğimli çıkıntılarla ayrılarak araya üst üste kemerler atıldı. Yanlarda kemerlerle yamaçlara bağlanan bu muhteşem yapı, Romalıların Fransa'daki Pont Du Gard kemeriyle eş değerde görüldü. 1563'teki büyük sel felaketinde hasar gören kemerin onarımı 1564'te tamamlandı.

İstanbul Kent Haber

f t g m