• RestoraTÜRK

  • "Mimari, insan ile varlık arasındaki ilişkiyi düzenleyen disiplindir."

  • Şehri imar ederken nesli ihya etmeyi ihmal ederseniz, ihmal ettiğiniz nesil imar ettiğiniz şehri tahrip eder... Turgut Cansever

  • RestoraTÜRK

Copyright 2019 - Custom text here

SU YAPILARININ TARİHSEL GELİŞİMİ

SU YAPILARI TARİHİ

İnsan yaşamındaki vazgeçilemez önemi sebebi ile su günümüzde olduğu gibi tarih boyunca da en kıymetli ihtiyaç maddesi olmuştur. İnsanoğlu binlerce yıl öncesinden itibaren tatlısu kaynaklarını bir kanal ile şehirlerine akıtmayı, bentler inşa ederek suyu depo etmeyi, tepelerin yamaçlarına galeriler açarak yeraltı sularını kaynak suları haline getirmeyi başarmış ve şehirlere getirilen sular toprak künkler ile oluşturulan şebeke sistemleri ile çeşme, hamam ve sarnıç gibi yapı elemanlarına akıtılmıştır.       

Yoğun savaşlara sahne olan ilk ve orta çağlarda şehirler korunma amacı ile surlarla çevrilmeye başlayınca sur dışında kalan su toplama tesisleri ve isale hatları korunmasız kalmış ve bu şehirlere yapılan saldırılar sırasında şehri teslim olmaya zorlamak için kuşatmayı düzenleyenlerin ilk yaptıkları iş sur dışındaki su tesislerini tahrip etmek olmuştur. Bu olgu sebebi ile zamanla şehir içlerinde çok sayıda su sarnıcı yapılmaya başlanmıştır. Su tesislerinin İstanbul'daki tarihsel gelişimide bundan farklı değildir.

İstanbul'un Osmanlılar tarafından feth edilmesinden sonra ise şehir içindeki sarnıçlara hiç itibar edilmemiştir. Büyük ölçüde tahrip olan sur dışı ve sur içi isalehatları ise hemen fetihten itibaren tamir edilmeye başlanmış ve çok sayıda yeni su tesisleri yapılmaya başlanmıştır. Başta saraylar, camiler, hamamlar, kışlalar ve bazı devlet adamlarının evleri olmak üzere çeşitli yapılarada su getirilmiş olmakla beraber suyun halka sunulmasında ana unsur çeşmeler olmuştur. İstanbulda yapılan ilk türk çeşmeleri ise fetihten önceki yıllara rastlar ve kitabeleri olmamakla beraber mimari stillerine bakarak Anadolu ve Rumeli Hisarı civarındaki bazı çeşmeleri bunun delili olarak gösterebiliriz.

Fetihle birlikte sur içinede su tesisleri yapılmaya başlanmış ve Halkalı suları ile Kırkçeşme ve Kağıthane suyu tesisleri gibi tesisler oluşturularak şehrin su ihtiyacı karşılanmaya çalışılmıştır. Beyoğlu,Galata,Kasımpaşa ve Boğaz hattı boyunca nüfusun artmaya başlaması ile birlikte bu bölgelere su getirmek amacı ile Taksim suyu tesisleri ve Hamidiye suyu tesisleri inşa edilmiştir. Üsküdar bölgesine de zamanla çok sayıda su yolu inşa edilmiştir. Beykoz bölgesinde ise büyük su tesisi inşa edilmemiş olmakla beraber çok sayıda kısa suyolu yapıldığını ve bölge halkının ihtiyacını karşılayabilmek için çeşmeler inşa edildiğini biliyoruz. Su tesislerinin ana yapı elemanları olan bentler, kemerler,galeriler, maksemler ve su terazileri gibi unsurlar genellikle devlet bütçesi ile inşa edilmiş olmakla beraber çeşme ve sebiller ise çoğunlukla birer hayır eseri olarak şahıslar tarafından inşa edilmiştir.

Devamını oku...

ROMA-BİZANS DÖNEMİ SU YAPILARI

Romalılar devrinde  (HADRIANUS, 113-124) İstanbula Trakyadan ve şehrin batısındaki Kağıthane derelerinden su getiren tesisler yapıldığı tahmin edilmektedir. VALENS döneminde ( 364-378 ) 971 metre uzunluğundaki Bozdoğan kemeri inşa edilmiştir. Bu dönemde su tesislerine ilaveler de yapılmıştır. Osmanlılar döneminde tamir ettirilerek kullanılan104 metre uzunluğunda ve 14 metre yüksekliğindeki Mazul ( Mazlum ) kemerinde Romalılar tarafından yapıldığı bilinmektedir. 7. ve 8. yy'larda su tesislerinin surlar dışında kalan bölümleri çeşitli hücumlar ve depremler sebebiyle büyük ölçüde tahrip olmuştur.

Bizans döneminde V.KONSTANTIN ( 741-775 ), III. ROMANOS ( 1028-1034 ) ve I. MANUEL tarafından şehrin su tesisleri üzerinde bir takım tamirler yapılmışsa da ayrıntılı bilgi yoktur. Romalılar tarafından yapılan isale hatları ve şehir içi şebekesinin Bizanslılar tarafından korunamadığı ve devamlılığının sağlanamadığı söylenebilir. 10. yy' dan sonra şehir şebekesi harab olmuş ve 1204 yılındaki Latin istilası sırasında ise hem sur dışındaki hemde sur içindeki su şebekesi hemen hemen tamamen tahrip edilmiştir. 4.yy'dan itibaren şehrin su ihtiyacının karşılanabilmesi ve kuşatmalara direnebilmek için çok sayıda açık ve kapalı sarnıçlar yapıldığı bilinmektedir.

Devamını oku...

OSMANLI DÖNEMİ SU YAPILARI

1. mahmut su kemeri

Osmanlılar döneminde yapılan su tesislerinin kendi dönemleri içerisinde dünyanın en gelişmiş tesisleri olduğu söylenebilir. İstanbul'daki ilk Osmanlı su tesisleri fetihten önce Üsküdar bölgesinde yapılmış olmakla beraber bunlar genellikle yamaçlara açılan galeriler ile toplanan suların çeşmelerden akıtılmasından ibaretti. Asıl büyük su tesisleri hemen fetihten itibaren sur içine yapılmaya başlanmıştır. Zamanla hem sur içini besleyen tesislerin yapımına devam edilmiş hemde Beyoğlu ve Boğaz bölgelerine ve Üsküdara su getiren tesisler yapılmıştır.

Bu tesisler; suyun toplanmasını,şehre taşınmasını ve şehir içinde dağıtılmasını sağlayan üç ana grupta incelenebilir. İlk dönemlerde su çeşitli derelerden su alma ızgaraları ile alınmış ve çökelt me havuzlarında kaba pisliklerinden arındırılmıştır. Daha ileri dönemlerde derelerin doğal debisi şehrin su ihtiyacını karşılamakta yetersiz kalmaya başlayınca Kağıthane ve Alibeyköy derelerinin çeşitli kolları üzerine Osmanlılar tarafından yedi adet bent inşa edilmiştir.

Devamını oku...

Şanlıurfa Sivil Mimari Örnekleri

Şanlıurfa Sivil Mimari Örnekleri

Şanlıurfa Sivil Mimarisinin Anadolu’da kendine özgü ayrı bir konumu vardır. Bu yapılanma yörenin iklim koşullarına olduğu kadar yüzyıllar boyunca süre gelmiş bir geleneğe de bağlıdır. Buradaki sivil yapılanma İslam kurallarına uygun yaşam biçiminin Kuzey Mezopotamya mimarisi ile bezeme tekniklerinden oluşan bir mimariyi yansıtmaktadır. Bunun sonucu olarak kalın taş duvarlar, düz damlar ve tonozlu kemerlerden oluşan evlerde Osmanlı mimarisinin de etkisiyle sofa ve avlulu yapı tiplerini de ortaya çıkarmıştır. Osmanlı mimarisinin tipik örekleri arasında yer alan harem ve selamlıklı evler burada ayrı ayrı yapılar olarak tasarlanmıştır. Böylece bu iki ayrı yapı aynı avluda bir iç kapı ile birbirlerine bağlanmıştır. Bazı örneklerde ise harem ve selamlık bir duvarla birbirlerinden ayrılmış, sokaktan ayrı kapılarla içeriye girilmektedir. Günümüzde ise bu evler ayrı yapılar olarak düşünülmektedir. Bir bakıma bu tür evler kendilerine özgü birer küçük saray olarak da düşünülmelidir. Dıştan yalın görünümlerine rağmen içeriden zengin bezemeli bir görünüme sahiptirler.

Şanlıurfa evleri bazalt taş döşeli dar sokaklara kapalı yüksek duvarlıdır. Bu yapılanmada korunma amacı da ön plana çıkmıştır. Sokağa taşan ikinci katlarda çardak köşk ismi verilen bölümler sokağın büyük bir bölümünü de üstten kaplamıştır. Kabaltı denilen sokağın bir bölümünü örten bölümler Tetirbe olarak isimlendirilen çıkmalarla dışa taşırılmışlardır.


Şanlıurfa, Yusuf Paşa Mahallesi Vezir Hamamı doğusundaki Zincirli Sokak ile Yıldız Meydanı'nın kuzey¬doğusundaki Yorgancı Sokak’ta bu özellikleri yansıtan yapılanma görülmektedir. Sultan Hamamı'ndan Kale Boynu'na çıkan Hacı Abo Yokuşu üzerindeki meşhur Hacı Abo Kabaltısı, şehirde çok sayıda karşılaşılan kabaltıların en uzun görünümlü olanıdır. Ayrıca Horoz Tetirbesi, Reji Tetirbesi, Bekmez Tetirbesi de Şanlıurfa’da günümüze gelebilmiştir. Bidik Meydanı, Karpuz Meydanı, Hokka Meydanı, Bıçakcı Meydanı, Ellisekiz Meydanı, Türk Meydanı gibi meydanlar da sokakları birbirine bağlayan önemli kavşak noktalarıdır.

Devamını oku...

TÜRK EVLERİNDEN ÖRNEKLER

Türk Evlerinden Örnekler

TÜRK EVLERİ


Türk Evlerinden Örnekler
Tekirdağ’da eğrisel destekli, ahşap kaplamalı evler.

Wood-covered houses in Tekirdağ with crooked braces

Türk Evlerinden Örnekler

İstanbul: Süleymaniye’de Kirazlı Mescit Sokağı

Istanbul: Kirazli Mescit Sok. in Süleymaniye

Amasya’da Yeşilırmak kıyısında bir yalı: Hazeranlar Konağı

A mansion in Amasya near the river: The Harezanlar Mansion

Devamını oku...

f t g m