• RestoraTÜRK

  • "Mimari, insan ile varlık arasındaki ilişkiyi düzenleyen disiplindir."

  • RestoraTÜRK

  • RestoraTÜRK

Copyright 2017 - Custom text here

Maniyerist Resim

16.yy.ın başlarında Leonardo ve Michelangelo, İtalyan Rönesans’ının ikinci dönemini açmış ve yeni Rönesans karşıtı düşüncelerin de öncüsü olmuşlardır. Michelangelo, biçimin şiddetiyle, Leonardo’ysa ışıkla ilgili çalışmalar yaparak, biçim, mekân, ışık ve renk sorunlarına yeni çözümler getirilmesini amaçlamışlardır. Rönesans’ın uyum kavramı yerine düş gücünün egemen olduğu bir anlatıma bırakmış, bu amaçla saydam ışıklar kullanılmış, biçimler uzatılmıştır.

İtalya’da klasik karşıtı reforma kaynaklık eden Michelangelo’nun çalışmalarından esinlenen Pontormo ve Rosso Fıorentıno’nun yapıtları, 16.yy başında Toscana’da maniyerist eğilimin ilk örnekleri sayılmaktadır. Bu örneklerde kuralcı bir temele dayanmayan PERSPEKTİF oyunlarından yararlanılarak, gerçek dışı mekânlar yaratıldığı, renklerin gölgesiz ışıkların içinde parlak bir etki sağladığı ve tüm görünüme derin bir melankoli katıldığı görülmektedir.

Parmıgıanıno, Angelo Bronzıno, Prımatıccıo, Gıulıo Romano ve Domenico Beccafumi gibi sanatçılar İtalyan maniyerist resminin başlıca temsilcileridir.

Floransa’da doğan bu üslup, FRANSA’DA FONTAINEBLEAU OKULU’YLA gelişmiş ve buradan Flandre (Belçika), Felemenk (Hollanda), Almanya ve İspanya gibi ülkelerin aristokratik çevrelerine yayılmış, bazı bölgelerde ALEVLİ GOTİK’in hemen ardından gelişmiştir. Maniyerizm, Rönesans’ı yaşamış ve bu kültürle incelmiş aydın bir topluluğun estetik beğenisine seslenir. Rönesans sanatının İtalya dışına taşımasına neden olan bu üslup, pek çok Avrupa ülkesine, geç dönem İtalyan sanatçıları yoluyla, Rönesans’ın “antik tarzı” olarak girmiştir. Bu nedenle İtalya dışında Rönesans’la Maniyerizm’i ayırmak çok zordur. Fransa’da I.François’nın Fontainebleau Şatosu’nda Rosso ve Primaticcio gibi İtalyan sanatçılar tarafından bezeme, ALÇI kabartma, heykel ve erotik konulu zarif resimlerde başlatılmıştır. Ayrıca Prag’da II. Rudolf’un sarayında çalışan ARCIMBOLDO, İspanya’da dinsel konulu, duygulu örnekler veren EL GRECO, Elizabeth dönemi İngiltere’sinde Minyatür portre alanında ünlü Nicholas Hilliard Maniyerizm’in İtalya dışındaki ünlü temsilcileridir. 

Michelangelo’nun resim alanındaki yeni görüşünü ise Sistene Şapeli’nin altar duvarına 1536’da başlayıp 1541’de bitirdiği Mahşer’de ortaya koymuştur. Son derece şiddetli olan bu muazzam Mahşer kompozisyonu, dönen, kısaltılmış görüntüleriyle tasvir edilen gergin ifadeli kalabalık figürlerden oluşmuştur. Yeni bir anlayışla ele alınan Mahşer sahnesine en yadırgatıcı taraflardan biri de cehennemin ağzının hemen atların üzerinde açılmasıdır. Dev vücutlu İsa eliyle insanlığa darbe indirmektedir. Bu jest ancak Savonarolanın izinde olan büyük bir Cumhuriyetçi ve Hristiyan’ın kafasından çıkabilirdi.

Seda Karatepe

f t g m