• RestoraTÜRK

  • "Mimari, insan ile varlık arasındaki ilişkiyi düzenleyen disiplindir."

  • RestoraTÜRK

  • RestoraTÜRK

Copyright 2017 - Custom text here

Bilinmeyen Sanatçı Sultan Abdülaziz

Osmanlı hanedanında sanat, I yalnızca destek gören değil aynı zamanda da üretilen bir değerdi. Resim sanatının saraya girişi, Fatih Sultan Mehmed'in Venedikli ressamları (Matteo di Pasti, Costanzio da Ferrara, Gentile Bellini) davet etmesi ve portre yaptırmasıyla başlamıştı.

Resmin geniş anlamda Türk Sanatına girmesi ise ancak 19.yüzyılda gerçekleşebilecekti. Bu dönem İstanbul'u kaos olarak nitelendirilebilecek bir çeşitliliğe sahiptir. Bugün Türk Musikisi alanındaki besteleri bilindiğinden, oryantalistlerin alaturka tabiriyle yargılanan, batılılaşma dönemindeki en önemli isimlerden biri olan. Sultan II. Abdülaziz bestekârcılığının yanı sıra ressamdı. Hükümdarın desen defteri Polonya’da Kırakol Ulusal Müzesi’nde bulunmaktadır. Defterde, Abdülaziz'in elinden çıkma 67 adet çizim ile 3 sayfa el yazısı mevcuttur. Çizimleri kırmızı mürekkeple filigranlı kağıda yapmıştır. Sultanın serbest, hareketli ve akıcı el yazısı ile desenlerinin çizgileri arasında karakteristik benzerlikler görülmektedir.2

Genellikle yaptıracağı resimlerin kompozisyon eskizlerinden oluşan ve çoğunlukla gemi ve deniz savaşı çizimlerinin yer aldığı defter 1865 yılında saray ressamlığına getirilmiş olan Polonyalı ressam Stanislaw Chelebowski'ye verilmiştir. Abdülaziz, Dolmabahçe Sarayı'nda kendisine bir atölye verilen Chelebowski'yle yakından ilgilenmiş ve zaman zaman kompozisyonları üzerinde düzeltmeler yapmış, savaş tablosu eskizlerini bizzat kendisi çizmiştir. Bir gün Sultan Abdülaziz, Chelebowski'nin tablosundaki kompozisyona itiraz ederek çizgilerini düzeltmiştir. Ressam kendi fikrine aykırı gördüğü bu düzeltmeyi İstanbul'da bulunan Sokoloviski'ye göstererek şikayette bulunmak istemişse de, düzeltmenin doğru olduğunu öğrenince gerçeği kabule mecbur olmuştur.3

O tarihlerde yayınlanan ingiliz dergilerinde Sultan'ın sanatsal yeteneğini öven yazılar yayınlanmış, eskizlerinin çok iyi eğitim görmüş bir sanatçının çizimlerinden hiç de aşağı olmadığı yazılmıştır. Bunun nedenlerini güçlü bir hattat oluşunda aramak gerekir. Şehzadeliği sırasında Ques ve Schranz'dan resim dersleri alması da ihtimal dahilindedir.4

Dekoratör, ressam Merlo Abdülaziz zamanında da Dolmabahçe Sarası tiyatrosunun dekorlan ve Çırağan sarayı tavan resimlerini yapmıştır. Beylerbeyi'nin bazı oda ve tavanlarına yer alan Türk bayraklı yelkenli savaş gemilerinin de eskizlerinin Abdülaziz tarafından yapıldığı ve bu komposizyonların denizciliğe olan merakının birer göstergesi olduğu düşünülebilir.3 Chelebowski'nin yanı sıra, Ayvazovski, Burtan, Gobel ve Şeker Ahmet Paşa da Sultan tarafından sevilen ve desteklenen sanatçılar olmuşlardır. Ayvazovski ile bazı resim kompozisyonlarını birlikte oluşturmuşlardır. Bugün saray koleksiyonunda bulunan sisli bir denizde yelkenliler tablosu böyle ortak üretilmiş bir eser olarak bilinmektedir. Saray'a resimler astırmış, Avrupa ressamlarının eserlerinden resimler getirtmiş, saraydaki fazla resimleri bazen Harbiye’ye hediye ederek bu yolda, teşviklerde bulunmuş, sergilenen eserleri bizzat saraya getirtmiştir. Sultan Abdülaziz bunların dışında ilk kez yurt dışına gezi yapan ve ilk kez heykelini yaptıran padişah olarak, Osmanlı padişahları içinde sanata ve kültüre verdiği önemle ayrı bir öneme sahiptir. Mısır gezisinden dört yıl sonra gittiği Avrupa seyahatinde Uluslararası Paris Sergisi'ne katılma fırsatı bulmuştu. Burada ilk olarak Türk Pavyonunu ziyaret etmiş, özellikle güzel sanatlar galerisiyle ilgilenmişti. Pavyonda, o dönem Paris'te resim eğitimi gören Şeker Ahmet Paşa’nın çizdiği karakalem Abdülaziz portresi de sergilenmekteydi. Bu olay Şeker Ahmet Paşa'nın ilk Türk saray ressamı olma yolunu da açacaktır. Sultan, dönüşünde uğradığı Viyana'da Belveder Sarayı'ndaki resimleri uzun uzun incelemiş, sanat eserlerinin yer aldığı Ambre Şatosu'nu da gezmişti.5

Batı formunda besteler

Osmanlı Musiki tarihinde II. Murat ve II. Beyazıd ile başlayan Sultan Bestekârlar içindeki en önemli isim III.Selim'dir diyebiliriz. III. Selim'den başka IV. Murad, IV. Mehmed, II. Mustafâ, I. Mahmud ve II. Mahmud musikiye özel önem veren Sultanların başında gelirler. Şair, ressam ve bestekâr olan Abdülaziz, hem Türk hem de batı müziği formlarında eserler vermiş olan nadir bir kişiliktir. Sultan Abdülaziz'in en güzel bestelerinden biri de "Invitation a la Valse" yani "Valse davet" adlı eseridir. Türk Müziği'nin en meşhur Hicaz oyun havalarından biri de Abdülaziz imzasını taşır. Her iki tarzda da iyi bir müzik bilgisine sahip olan Sultan, iyi piyano ve lavta çalar, çok iyi derecede de ney üflerdi. Bilinen besteleri arasında Hicaz Hümayun sirtosu, Şevkefza ve güftesi kendisine ait Muhayyer makamında iki şarkısı sayılabilir. Ney hocası, büyük neyzen Beşiktaş Mevlevihanesinin şeyhi Said Dede'nin oğlu Neyzen Yusuf Paşa'dır. Naum Tiyatrosu'nda operalar izlemiş, hatta tiyatro sahibi ve oyunculara ihsanlarda bulunmuştu. Tiyatrodan çok ortaoyunu sergilenen bu dönemde zannedildiğinin aksine Abdülmecid zamanında kurulmuş olan erkek üniformalı kızlardan oluşan Harem Orkestrası devam etmiştir.6  Avrupa ve Mısır'a yaptığı resmi dış gezilerde de, dış kaynaklarda sanatkâr bir devlet adamı olarak nitelendirilmiştir.

Sultan Aziz'in batı formunda bestelemiş olduğu; Invitation a la Valse, La Harpe Caprice ve La Gondole Barcarolle gibi piyano parçalan, italya'da F. Lucca Yayınevi tarafından basılmıştır1. Sultan, Richard Wagner'in Bayrcuth opera binası projesine, pek çok Avrupalı prens ilgisiz kalırken, bağışta bulunmuştur. Kendisi aynı zamanda 1867 yılında yapmış olduğu Avrupa seyahatinde, Covent Garden da dahil olmak üzere batı başkentlerinde opera izleme imkânına sahip olmuştur. Hatta 15 Temmuz 1867 tarihli The Times gazetesinin bildirdiğine göre Meyerbeer, Auber, Gounod ve Donizzctti'nin çeşitli eserlerinin yanı sıra, Sultan'in bestelediği "La Gondole Barcarolle", Dan Godfrey idaresindeki Grenadier Bandosu tarafından Abdülaziz şerefine Galler Prensi'nin Marlborough House 'da 13 Temmuz gecesi verdiği yemekte seslendirilmişti. 5

Sultan Aziz'in sanata olan bu düşkünlüğü Şehzade Abdülmecid'de de meyvesini vermiştir. Sultan Abdülaziz'in oğlu Abdülmecid Efendi (1868-1944) sanatçı kimliğinin yetenek kısmını babasından almıştır. Tanzimat'ın ilanıyla başlayan batılılaşma harekeleri, babası Sultan Abdülaziz'in saltanat yıllarında sarayın sanatı destekleyen tavrı, çocukluk dönemini oluştururken, II. Abdülhamid dönemi (1876-1909) ise gençlik ve olgunluk yıllanın içermekteydi. Çocukluğu Dolmabahçe Sarayı'nda özel eğitimle geçen Abdülmecid Efendi, Fransızca, Almanca, Farsça ve Arapça yi çok iyi öğrenmiş, spor alanında babası gibi binicilik ve güreşe ilgi duymuştur4.

Ancak üzerinde durulması gereken yetenekleri sanat alanındadır. Son Halife Abdülmecid Efendi'nin resim dışındaki düşkünlüğü musikiye karşıydı. O devrin müzisyenleriyle oturur, meşk eder ve piyanoda besteler yapardı. Özellikle batı müziğine hayrandı. Eşi Şehsuvar Hanım keman, ikinci eşi Hayrünnisa Hanım viyolonsel, Ofelya kalfa piyano, Firuze kalfa kontrbasın başına geçer ve dostlarına konserler verirlerdi8. Resimleri dönemin sanat çevrelerinde yer edinmiştir. Fransa'da sergilenen "Nasihat" ve "Otoportre"sinden başka "Harem'de Goethe", "Saray'da Beethoven" gibi eserleri de 1918 yılında Viyana Sergisi' nde yer almıştır. Babasının eskizlerle ortaya koyduğu resim sanatını döneminin popüler akademik tavrıyla ele almış olan Halife Abdülmecid Efendi, haftanın bir gününü resimle uğraşmak üzere ayırmıştı.8 Günümüz tarihinde hâlâ hak ettiği yere sahip olamayan Sultan Abdülaziz'in, gerek şiirlerinden gerekse çizim ve bestelerinden hassas ve çağını yakalayan bir yapıya sahip olduğu anlaşılıyor. Sanat alanında aldığı pek çok kararla da ilklere imza atmıştır. Bu yönüyle Türk sanatına kazandırdığı değerler açısından incelenmeyi beklemektedir.

   
Kaynakça

1-Semra GERMANER (1993), "1850 sonrası Türk Resminde Kaynak ve Konular", Osman Hamdi Bey ve Dönemi, 17-18 Aralık: 69-75.

2-Murat BARDAKÇİ, Hürriyet Gazetesi, 24 Kasım 2001.

3-Mustafa CEZAR (1995), Sanatta Batıya Açılış ve Osman Hamdi, C:l,108.

4-Ayla ERSOY (1999), Padişahlar ve Resim Sanatı, Antik Dekor 50, 7

5-Emre ARACI (2000), Osmanlı Saray'ından Avrupa Müziği (CD-Kitapçık)

6-Süleyman Kani İRTEM (1999), Osmanlı Sarayı ve Haremin İç Yüzü, 286.

7-Murat BARDAKÇI, Hürriyet Gazetesi, 25 Kasım 2001..

8-Yılmaz ÇETİNER (1993), Son Padişah Vahdettin, Milliyet Yay., 312

 

f t g m