• RestoraTÜRK

  • "Mimari, insan ile varlık arasındaki ilişkiyi düzenleyen disiplindir."

  • RestoraTÜRK

  • RestoraTÜRK

Copyright 2017 - Custom text here

Bağımsız Sinema

Avrupa’daki ülkelere ve diğer ülke sinemalarına baktığımızda Hollywoodvari bir stüdyo sistemine rastlamıyoruz. Yani hiçbir ülkede sinema ABD’deki kadar endüstrileşmiş değil. Bu ülkelerde sinemacıların çalışma koşullarının daha özgür olduğunu söyleyebiliriz en azından. Her fırsatta kendini dünyaya özgürlükler ülkesi olarak tanıtan Amerika’da ise Hollywood’un varlığı yönetmenlere kısıtlı bir üretim olanağı sunmaktadır sinema açısından. Bütün bunlara rağmen ABD’de temeli 1960’lara dayanan bir “bağımsız sinema” geleneği bugün halen varlığını sürdürmeye çalışmaktadır.


Bağımsız sinemanın ABD’deki çıkış noktasına bakarsak temelinde Hollywood estetiği içinde üretilmiş filmlere bir tepki olarak doğduğunu söyleyebiliriz.Bu yönüyle Andy Warhol öncülüğündeki “Underground Sinema(Yer altı Sineması)” benzeşmektedir. İki oluşum da muhalif sinema kaygısıyla yola çıkmıştır. Yer altı sineması varlığını pek koruyamamıştır. Ancak bağımsız sinema günümüzde ilk halinden farklı bir durumda olsa da yaşamaya devam etmektedir. Bağımsızlar Hollywood sistemine olan karşı duruşlarında kararlıydılar. Bunun için özel girişimlerle bankalardan ve çeşitli girişimcilerden kaynak arayışına giriştiler. Gerektiğinde yönetmen filmin yapımcısı da oluyordu ve cebinde parası varsa filme yatırabiliyordu.Yani film üretimi bir iş olmanın yanında çalışanları için ciddi bir özveri ve emeği gerektiriyordu.Fakat bağımsız yönetmenler filmlerini bir şekilde üretseler de dağıtım konusunda büyük stüdyolara bağımlıydılar açıkçası.Ekonomik yönüyle üretimde olmasa bile filmin izleyiciye ulaşması sırasında bir bağımlılık söz konusuydu ne yazık ki.

Amerikalı bağımsız sinemacıların ilk amaçları düşük bütçeli filmlerle estetik kaygıları ön planda tutarak izleyiciye ulaşmaktı. Tabii düşük bütçeyle çektikleri filmlerde ayrı bir anlatı yapısını ve tarzını benimsemişti bu yönetmenler. Hollywood söylemlerinin tersi yönünde bir üslup kullanan yönetmenler ana akım sinemanın kullandığı kalıplardan belirgin bir şekilde ayrışıyordu. Bağımsız sinemacılar stüdyo sistemi dışında ve düşük bütçeli filmler üretmenin yanı sıra konulara yaklaşımlarıyla da alternatif bir anlayışı simgeliyordu.

Bağımsız sinemada özellikle 90’lı yıllarda ciddi bir hareketlilik yaşandı. Gerek üretimdeki artış ve kalite gerekse içerik zenginliği açısından çok önemli filmler üretildi bağımsız sinema adına.Amerikan bağımsız sineması günümüzde ise artık çok farklı tanımlamalarla karşı karşıya.Birçok sinema eleştirmeninin de dediği gibi “hangi bağımsızlık”…

Amerika’da bağımsız sinema farklılığını ve alternatif olma misyonunu büyük ölçüde yitirmiştir. Çekilen filmlerin bütçelerinin kısıtlı olması ve stüdyo dışı üretim olmaları ise bağımsızlığın ölçütü evet bu filmlerin birçoğuna bağımsız diyebiliriz. Ancak bağımsız sinema bana göre bu kadar sınırlı bir şey asla değildi ve olmamalı. Üretilen filmlerde artık sıkça karşılaştığımız bir durum var “bağımsız” adı altında üretilen filmlerde de bir Hollywood havası esmekte.Oysa ki bağımsız sinema çok farklı türden söylemlerin dile getirilebildiği özgür bir çalışma ortamını sunuyordu. Bu çalışma ortamında yönetmenlerin esas amacı da Hollywood’un insanı sınırlayan ve baskılayan ideolojik söylemlerinden kurtulmak ve rahatça üretim yapmaktı.Fakat geçen yıllarda Hollywood’un bağımsız sinema’yı da giderek kendine yaklaştırması son derece kaygı vericidir. Bağımsız sinemadaki gerilemenin başka bir nedeni ise ekonomik yönden sıkıntıya düşen küçük yapım şirketlerinin büyük ölçekli şirketlerce satın alınmasıdır. Stüdyo sistemi kendini bu şekilde daha da büyütmüştür.


Gelinen noktada sayıları gittikçe azalsa da David Lynch,Joel-Ethan Coen,Daren Aronofsky,Christopher Nolan…. gibi yönetmenler sayesinde hala ABD’deki bağımsız sinemadan bahsedebiliyoruz.İçerik açısından geçirdiği değişimlere rağmen bu önemli akımın tekrar “bağımsız” kelimesinin içini dolduracak konumuna gelebilmesini umuyorum.Gerçek manada bağımsız bir sinemanın ABD’de tekrar eski günlerdeki önemini kazanmasını umuyorum.Ya da en azından bu akımın tamamen ortadan kalkmamasını umuyorum.

f t g m