• RestoraTÜRK

  • "Mimari, insan ile varlık arasındaki ilişkiyi düzenleyen disiplindir."

  • Şehri imar ederken nesli ihya etmeyi ihmal ederseniz, ihmal ettiğiniz nesil imar ettiğiniz şehri tahrip eder... Turgut Cansever

  • RestoraTÜRK

Copyright 2018 - Custom text here

"Kapat' diyenlere karşı" "Aç" emriyle tekrar secdegâh haline gelmelidir

"Fatih Sultan Mehmed'in tablosu National Art Gallery'de duradursun, Türk milleti onu daima karşısında görür gibi olacaktır. Ama daha düne kadar başını secdeye koyduğu câmiin bir müze hâline gelmesinden duyduğu elemle onun da bir an evvel temizlenmesi yolunda harekete geçeceği muhakkak olarak görünse revadır.

Önce bir emirle "Kapat' diyenlere karşı "Aç" diyenlerin sesi belki de tehlikeli tatsızlıklara da yol açabileceği için söndükten sonra kırk sene ışığını veren yıldızlar gibi Hâlâ kapat sesini duyan câhil iktidarlar, bir an evvel "Aç" emriyle tekrar onu bir secdegâh haline getirmekten geri kalmamalıdırlar." Sâmiha Ayverdi - Kaybolan Anahtar

"Bir ibadethane olarak yapılmış olan Ayasofya, fetihten sonra gene de çatısı altında Hak kelâmının teşbih ve tahmil edildiği bir mekân olarak kalmış bulunuyordu. Ama neden ve ne cesaretle bu vazifeden soyularak kunduraların ve çizmelerin, sokakların kirini içeri taşıdığı bir müze hâline getirilmiştir? Bu, Türk târihinin en muhteşem hakanlarından biri olan ikinci Sultan Mehmed'e olduğu kadar Türk târihine karşı da işlenmiş bir hatâdır ki acaba hangi gözü pek, gönlü uyanık bir iktidar ortaya atılarak milletimizi, Ayasofya'yı Türk şehâmet ve azametinin timsâli olmaktan çıkarmak yolunda atılmış bu kararlardan kurtarabilecektir?" Sâmiha Ayverdi - Ah Tuna Vah Tuna

Devamını oku...

Abdülhamid Hân'ın Duası

Allahım helal etmiyorum!

Şahsımı değil, milletimi bu hale getirenlere, hakkımı helal etmiyorum!

Beni, benim için lif lif yolsalar, cımbız cımbız zerrelerimi koparsalar, sarayımı yaksalar, hanümanımı, hanedanımı söndürseler, çoluğumu gözümün önünde parçalasalar helal ederdim de Sevgili'nin (SalAllahu Aleyhi ve Sellem) yolunda yürüdüğüm için beni bu hale getiren ve milletimi ateşe atan insanlara hakkımı helal etmem!

Allahım! Mukaddes isimlerine kurban olduğum Allahım!

Ya Âdil!

Bana "Kızıl Sultan" adını takan ve devrilmem için ellerinden geleni yapan Ermenileri, şimdi beni devirenlere parçalatıyorsun!

Bu cellatları da, kim bilir, kimlere parçalatacaksın?..

Fakat yâ Rahman!..

Adaletinle tecelli edersen hepimiz kül oluruz!

Bize acı!

Resûlünün, Sevgilinin, Kainatın Efendisinin nurunu kaybeder gibi olduğu için bu hale gelen millete, rahmetinle, fazlınla, lütfunla tecelli et!

Yâ Kâdir!

Devamını oku...

Kızıl Elma

"Kızıl Elma, tarihte Türk cihan hâkimiyeti idealini temsil eden bir semboldür. Bu idealin esasını i’lâ-yı kelimetullah da denilen gazâ ruhu teşkil eder. Bu da İslâm dininin her yerde işitilmesini temin etmek demektir. Kızıl Elma, Eski Türklerden beri hükümet erkânının da, askerin de, halkın da haberdar olduğu bir ideal idi."

Eyüp Camii’ndeki geleneksel kılıç kuşanma töreninden sonra padişah Şehzade Camii’nin karşısında eski kışlalar önünden geçerken artık varolmayan Yeniçerileri şöyle selamlardı: “Kızıl Elma’da yine görüşeceğiz.”

Altın Elma (küre) Türk mitolojisinde cihan hâkimiyetini ifade eder. Halk kültüründe de bilinir ve dile getirilir. Destan şöyle:

Atam olur öğrendim ata binmeyi
Pirimden öğrendim kılıç çalmayı
Dilerim Mevlâdan Kızılelmayı
Yan anam yan, bana derler Genç Osman.

"...Üç kıtanın birleştiği yerde devlet kurmadan evvel, Osmanlılar bunu millî vicdanlarında kurmuşlar ve bütün hamlelerinde o büyük ülkünün gittikçe uzaklaşan hudutlarına doğru atılmışlardır. Ana vatana her taraftan genişleyen bir harita çizilmiş gibidir. Gönüllerdeki bu haritanın türlü istikametlerindeki büyük merkezlerine hep Kızıl Elma denmiştir"

"Kızıl Elma'da görüşürüz."

Milli Değerlerimizin Korunması İçin Neler Yapılabilir?

Ülkelerin ve milletlerin ayakta kalabilmeleri, yaşamlarını sürdürebilmeleri için çeşitli koşulların yerine getirilmesi gerekir. Bu koşullardan en önemlisi milli değerler etrafında bütünleşebilmek ve bu değerleri koruyabilmektir. Çünkü milli değerler, bireylerin ülkeye olan aidiyetini yani bağlılığını kuvvetlendirir. Bu nedenle hem her birey, hem de devlet kurumları, milli değerlerimizin korunması için neler yapılabilir sorusuna cevap aramalıdır.

Milli değerlerimizin korunması için yapılabilecekleri sıralamadan önce, “milli değerler” ifadesinden ne anlamamız gerektiğine değinelim. Kısaca, bir ulusun büyük kısmı tarafından benimsenmiş her türlü (bayrak, vatan, kültürel değerler vb.) değeri “milli değer” olarak kabul edebiliriz. Bizler tarafından milli değerlerimizin korunması için neler yapılabilir bir göz atalım.

⇒ Vatan toprakları en önemli milli değerlerimizdendir ve bu toprakları korumak için elimizden geleni yapmalıyız. İyi vatandaş olmalı, güvenlik güçlerimize yardımcı olmalıyız.

⇒ Bayrağımız da milli değerlerimizin başında gelir. Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal’in söylediği gibi “Vatanını en çok seven, görevini en iyi yapandır”. İşimiz her ne ise onu en iyi yaparak bayrağımızı dünya üzerinde yüceltmeliyiz. Bu sayede ona kimse el uzatamaz. Bu görev şu anda bizim için öğrencilik olduğuna göre, en iyi öğrenci olmaya gayret göstermeliyiz.

⇒ Ülkemizin doğası milli değerimizdir, bu doğayı korumaya çalışmalıyız. Herkes bir ağaç dikse ülkemizin doğası korunur.

Devamını oku...

Osmaniye Tarihçesi

ÇUKUROVA’NIN COĞRAFÎ ve SİYASÎ KONUMU

Günümüz coğrafyasında, idarî sitemde ve tarihte Çukurova olarak bilinen Adana ve çevresi günümüzdeki Mersin, Adana, Osmaniye, kısmen de Antakya illerini kapsar. İsminin ima ettiğinin aksine bu topraklar tamamen düzlük ve ovalık olmayıp dağlık ve tepelik yerleri de mevcuttur2. Çukurova, yörenin önemli akarsuları olan Seyhan, Ceyhan, Tarsus Çayı (Berdan) ve Silifke’nin ortasından geçerek Akdeniz’e dökülen Göksu Irmağı’nın taşıdığı alüvyonlarla oluşan bir delta ovasıdır. Dünyanın en verimli ovalarından biri olan deltanın, bir taraftan deniz, diğer taraftan dağlarla kuşatılmış olması ve Torosların, kara ikliminden koruyucu etkileri, yörede, kış mevsiminin ılık ve yağışlı, yaz aylarının sıcak ve kurak geçmesini sağlamaktadır. Bu toprak ve iklim özelliği, Çukurova’ya, tarım açısından büyük önem kazandırmıştır.

Yörenin böyle stratejik konum kazanmasında Toros geçitlerinin de büyük rolü vardır. Çukurova’ya batı tarafından girmek veya buradan çıkmak ancak bu dağlar arasında bulunan geçitleri kullanarak mümkün olmaktadır Bu geçitlerden ilki Gülek Boğazı, ikincisi Sartavul geçiti, üçüncüsü ise; Çakıt Vadisi’ni takiben, birçok yerde ancak tünellerle demiryolu ulaşımına imkân sağlayan Horoz geçiti’dir.

Devamını oku...

f t g m