• RestoraTÜRK

  • "Mimari, insan ile varlık arasındaki ilişkiyi düzenleyen disiplindir."

  • RestoraTÜRK

  • RestoraTÜRK

Copyright 2018 - Custom text here

ANDIRIN TARİHÇESİ

ANDIRIN TARİHÇESİ 

Anadolu Selçuklu Devletinin Moğol istilası ile çöküşü sırasında Kahramanmaraş ve çevresinde, Dulkadiroğulları beyliği’nin sınırları içinde 200 yıl kadar kalan Andırın, 1515 yılında bu beyliğin Osmanlı İmparatorluğuna bağlanması ile de Osmanlı İmparatorluğu sınırları içerisine girmiştir.

Yavuz Sultan Selim 1514 yılında çıktığı Çaldıran seferinden dönerken sefere çağrılmasına rağmen Osmanlı ordusuna katılmayan Dulkadir beyi Alaüddevle üzerine yürüyüp Andırın’ın Akkale mevkiine geldiğinde kendisini karşılayan eşrafın gençlerini işaret ederek "bunların arasından Mekteb-i Enderun’a talebe alınsın" şeklinde emir verdiği, bu mektebe öğrenci olarak girenlere izne gelişlerinde "enderunlu", buna izafeten yerleşim yerine "Enderun" denildiği, bu kelimelerin daha sonra andıran ve Andırın şeklinde söylenmeye başladığı bilinmektedir. Ayrıca Tarihci Sayın Cezmi Yurtsever'in ANDIRIN HALKININ KÖKENLERİ adlı yayınında Torosdağlarında Maraş’ın güneyinde bulunan Andırın ilçesinde yaşayan insanların kökenlerini aydınlatan bilgi ve belgeler Osmanlı Arşivindeki 1530 tarihli (998 no’lu) Tapu-Tahrir defterinde bulundu. -Ulaşılan bilgilere göre Andırın ismi muhtemelen Bizans zamanından kalma “Andron” adındaki bir yöneticinin adına dayanmaktadır. -Andırın’ın ilk idari merkezi Haçtırın kalesi yöresi idi. Bahsi geçen 1562 tarihli Tapu-Tahrir defterinden çıkan sonuçlara göre Andırın bir nahiyenin ismidir. Ve Andırın’da “Andırın” ismini taşıyan bir köy veya mezra ismi de yoktur. Bu durumda Andırın’ın bir bölgenin/ alanın ismi olduğunu açıklayabiliriz. Ama aynı döneme ait defterlerde Kars-ı Maraş(Kadirli) yöresinde “Andırınlı” adında bir Yörük topluluğunun adı geçer ki bahsi geçen topluluk bölgenin Ermenilerden fethine katılmış ve ismini aynı yörede bırakmıştır. -Andırın halkının kökenleri ve yöre tarihinde yaşanan önemli olaylar Andırın Tarihi kitabında yayınlandı. (Dipçe;Tarihçi Sayın Cezmi Yurtsever'in araştırmalarından alıntıdır.) Ayrıca Andırın adının Türkçe "And veren(söz veren)" isimli bir yörük topluluğnun adı olduğu yüzyıllar içinde de "Andırın" şeklinde değiştiği de değerlendirilmektedir.

1908 yılında 2. Meşrutiyetin ilanı ile Maraş Halep’ten ayrılmış ve görülen lüzum üzerine Andırın ilçe teşkilatı lağvedilerek Andırın Göksun’a bağlı bir nahiye şekline getirilmiştir.

20 Ekim 1918’de mondros mütarekesinin imzalanmasından sonra işgal hareketleri ile birlikte Fransızlarla birlikte Ermeniler de Maraş’a girmişlerdir. Ermeniler Fransızların giremediği Andırın’a girmişler, insanlık dışı imha hareketleri ile birçok köyü yakıp yıkmışlar, önlerine geleni akıl almaz bir şekilde öldürmüşlerdir. Andırın Kurtuluş Savaşında Çukurova (Kilikya)'daki savaşın merkezini teşkil etmiştir.

4 Eylül ile 12 Eylül 1919 tarihleri arasında yapılan Heyet-i temsiliye’nin seçildiği Sivas Kongresi'nden sonra Çukurova bölgesi Kuva-yi Milliye Teşkilatının kurulması için, bizzat Mustafa Kemal Paşa tarafından görevlendirilen Osman Tufan Taşa 1920 yılı Ocak ayı başında Sivas - Develi - Göksun güzergahını takip ederek Andırın’a gelmiştir. Andırın’da hemen teşkilatını oluşturan Osman Tufan Paşa, İbrahim ve Ali Yaycıoğlu, Musa Beyazıt, Hacı Zülfikaroğlu, Ahmet Paşa, Musa Kayran ve Şakir Bozdoğan gibi grup ve bölük komutanlarından oluşan birlikleri ile, Andırın, Kadirli, Haruniye, Osmaniye ve Kozan’ın kurtuluş hareketinin öncüsü olmuştur.

 

f t g m