• RestoraTÜRK

  • "Mimari, insan ile varlık arasındaki ilişkiyi düzenleyen disiplindir."

  • Şehri imar ederken nesli ihya etmeyi ihmal ederseniz, ihmal ettiğiniz nesil imar ettiğiniz şehri tahrip eder... Turgut Cansever

  • RestoraTÜRK

Copyright 2021 - Custom text here

İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı

Bilinen en eski dönemlerden İslâmiyetin kabul edildiği X. yüzyıla kadar geçen zaman içinde oluşan sözlü ve yazılı eserlerin bulunduğu dönem edebiyatına İslâmiyet Öncesi Türk Edebiyatı diyoruz.

Türkler bilinen en eski dönemlerden beri, Asya kıtasının kuzeyinde Sibirya adı verilen bölgenin başlangıcı ile güneyinde Himalaya Dağlarının başladığı yere kadar genişleyen topraklarda yaşamışlardır. Bu sınırlar batıda Ural Dağlarına, doğuda ise Çin Seddine kadar dayanır. Türkler zaman zaman boyların birleşmesiyle büyük devletler kurmuşlardır. Göktürkler, Hunlar, Sakalar Vb. gibi.

Atalarımızın yaşadığı toprakların özelliklerine bir göz atarsak, onların yaşayış tarzları hakkında bir fikir edinmiş oluruz. Edebiyat da bu yaşayış tarzının bir sonucudur.

Eski Türklerin sosyal hayatı ile ilgili olarak elimizde bulunan bilgilere göre onlar atın, demirin ve törenin hâkim olduğu değişik bir kültür oluşturmuşlardır.

Devamını oku...

Sözde Soru Cümlesi Nedir?

 

SÖZDE SORU CÜMLESİ NEDİR?

Bazı durumlarda soru cümlelerinde bir cevap alma beklentisi yoktur; bu çeşit cümleler "rica, yalanlama, beğenme, onaylatma" gibi anlamlar taşır. Bu tür soru cümlelerine "sözde soru cümlesi" denir.

“Adam sen de, ödenmeyecek borç mu olur?” cümlesi cevap alma amacından çok, düşünceyi onaylatma anlamı taşıyan sözde soru cümlesidir.

 

AHMET MİTHAT EFENDİ (1844–1912)

AHMET MİTHAT EFENDİ KİMDİR (1844–1912): Tanzimat Dönemi gazetecisi, hikâye ve roman yazarıdır. İlköğrenimini ağabeyinin yanında Vidin’de yapan Ahmet Mithat, ailesiyle İstanbul’a dönünce Tophane Sıbyan Mektebinde okudu. Ardından Niş Rüştiyesini bitirdi. Kalem memuru oldu. Fransızca öğrendi. Bir süreliğine Bağdat’a gitti. Döndüğünde evinde kurduğu matbaada eserlerini basmaya başladı. Gazetelere yazı yazdığı gibi kendisi de gazete çıkardı. İlk roman ve oyunlarını sürgün olarak gittiği Rodos’ta yazdı. İstanbul’a döndüğünde Takvim-i Vakayi gazetesinin müdürlüğünü yaptı. Tercüman-ı Hakikat gazetesini çıkardı. Tanzimat Dönemi’nin ilk romancı kuşağından olup pek çok roman yazdı. “Eğlendirerek öğretmek” gibi bir ilkeye dayalı olarak romanlarıyla bir nesli eğitmeye çalıştı. Hikâyelerinden bazıları Letâif-i Rivâyat (Söylenegelen Güzel Hikâyeler) serisinde 25 cilt olarak ayrı ayrı zamanlarda basıldı. Ahmet Mithat, nesrin bütün türlerinde ve akla gelen bütün konularda telif ve tercüme 200 kadar eser sahibidir. Hasan Mellah, Hüseyin Fellah, Henüz On Yedi Yaşında, Paris’te Bir Türk roman; Açıkbaş, Eyvah, Çengi yahut Daniş Çelebi tiyatro türündeki eserlerinden bazılarıdır.

FELÂTUN BEY İLE RÂKIM EFENDİ

Mustafa Meraki Bey kırk beş yaşında, alafrangaya aşırı derecede meraklı bir insandır. Bu beyin on beş yaşında Mihriban adında bir kızı ve yirmi yedi yaşında Fêlatun Bey adında bir oğlu vardır. Çocuklarını güzel giydirir ama eğitimlerine özen göstermez. Felâtun Bey; alafrangalık bakımından babasını bile geçen, tembelliğinden ve gezmeye eğlenmeye düşkünlüğünden kalemdeki işine haftada ancak üç saat uğrayan biridir.

Babasının ayda yirmi bin kuruşu bulan gelirine güvenen Felâtun Bey; yeni çıkan Fransızca kitapları alıp okumadan kütüphanesine yerleştiren, bir giydiğini bir daha giymeyen gösteriş meraklısı bir gençtir. Babası eski Tophane kavaslarından olan Râkım Efendi, fakir bir ailedendir. Bir yaşında yetim kalır. Annesi ve Fedayi adlı dadısı tarafından büyütülür. On altı yaşında Hariciye kalemine giren Râkım Efendi kendi kendisini yetiştirir. Fransızca ve Farsça öğrenen, zamanın bilimlerine az çok vâkıf olan Râkım Efendi; çevirmenlik, gazete yazarlığı ve öğretmenlik yapar. Birkaç yıl içinde aylık gelirini kalemden aldığı yüz elli kuruşluk aylığa ihtiyacı kalmayacak biçimde artırınca kalemdeki işinden ayrılır. Bir tercüme işinden eline geçen para ile Canan adında bir cariye satın alır. Râkım’ın evine ilk geldiği günlerde hastalıklı görünen bu kız, zamanla düzelir.

Devamını oku...

Açık ve Örtük İleti Nedir? Örnek veriniz

Açık İleti Nedir?

İsminden de anlaşılacağı gibi anlamın açık olduğu, tartışmaya ve anlam karışıklığına yer vermeden tek bir yargıyı anlatan, anlatılmak istenenin direkt olarak beyan edildiği ifadelere “Açık ileti” denir.

Örtük İleti Nedir?
Anlamın kapalı olduğu, amacın daha güzel ve etkili söz söylemenin olduğu, söz sanatlarının ve deyimlerin çokça kullanıldığı süslü iletilere “Örtük ileti” denir.

Açık (Sade, Süssüz) Anlatım
Örtülü (Süslü, Sanatlı) Anlatım - Örtülü anlatımda amaç, sadece sözü daha güzel söylemektir.

Devamını oku...

f t g m